7 Aralık 2013 Cumartesi

URFA - Gezi Yazı Dizisi # 11

Çok gezdik Urfa'yı çook! Her köşesinde gezilecek başka bir yer var. Yemekleri ayrı ünlü, insanı ayrı ünlü, yapıları, kültürü ise ayrı ünlü... Bir de yazımın başlığını Urfa koyunca, il sınırında gezdiğimiz tüm yerleri tek yazıya sığıştırmaya çalıştım. Biraz uzun oldu...

HARRAN


Harran Höyüğü ile ilgili olarak bir şey hatırlamadığımı söylersem, biliyorum kızacaksınız bana. Ama şimdi açıklayayım ben size. Tur obobüsünden indik, grup koştura koştura tepeyi tırmanıp höyüğe doğru gitti. O sırada etrafta öyle güzel manzaralar vardı ki, onları fotoğraflayalım derken grubun çok gerisinde kaldı. Rehberimiz de hızlıca anlatmaya başlamış o sırada, hepsini kaçırdık :( Tam da bu sebeple sırf size özel bir Google araması yaptımmm! İşte linkimiz :)) TIK TIK









Harran'ın Karınca Evleri meşhurmuş. Kubbe şeklinde, sanki çamurdan yapılmış özenle şekil verilmiş gibi görünen, bir sürü küçük parçanın bir araya gelip grup oluşturduğu evler... Öyle değişik yapıları var ki... Yazın sıcaktan, kışın da soğuktan koruyormuş. Bazılarını da sahipleri işletmeye açmış, içlerini gezip, çay içip, bir şeyler yiyebiliyorsunuz.




Fotoğraflarda arkamızda görülen yapılar Karınca Evleri. Dışarıdan ayrı güzel, içeriden ayrı güzel görünüyorlar...




Tepelerinde fotoğrafta göreceğiniz gibi delikler var. Kışın yanan sobanın baca çıkışı olarak kullanılıyormuş. Hem de içeride hava akışını sağlama görevi üstleniyor.




Yukarıda da bahsettiğim gibi bazıları restore edilmiş ve işletmeye açılmış. Böyle bir tanesini güzelce gezdik




İçlerini çok güzel dekore etmişler. Hem oradaki yaşayışı hem de yapıların nasıl olduğunu çok rahat gözünüzde canlandırabiliyorsunuz




Bu fotoğrafta gördüğünüz yerde soğuk bir şeyler içtik. Güneşin tepemizde olduğunu daha fazla tekrar etmeyeyim değil mi :)




Ben her yerde olduğu gibi burada da minik kuzucuk arkadaşlar buldum kendime. Fotoğraf makinesiyle peşlerinde koşuşum seyirlikti. Ayrıca bizden çok fotoğrafları olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Onlarca çekmişim, seçmekte zorlandım :)




Harran Ovası ise türkülere, filmlere, hikayelere konu olacak kadar ihtişamlıymış gerçekten. Yol üzerinde çoook yüksek bir noktada tur otobüsümüz durdu, indik ve fotoğraf molası verdik. Uçsuz bucaksız gibi görünen ova, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) sayesinde su sıkıntısından da kurtulmuş. Çok verimli topraklara sahip olduğu için uçsuz bucaksız ekim alanlarına sahip.











Harran eski zamanlarda bilimin merkeziymiş. İlk üniversite olarak kabul edilen Harran Üniversitesi'nin tarihi kalıntılarını seyre daldık. Hele ki hikayesini dinleyip, bölgenin ne halden ne hale geldiğini anlayınca insanın içi burkuluyor. Geçmişte bilimin kalbiyken şimdi eğitimin geldiği hal... Ahh ahh...





İşte arka planda Harran Üniversitesi'nin kalıntıları




Her yerde minnoşları bulurum demiştim sizzee! :) Takip ediyorum, onlar nereye ben oraya!




Ağamız yine başrolde... "Harran Üniversitesi de hep benim biliyor musunuz?"




Tam da sürü yakalamış olmanın keyfini yaşıyorum :)




BALIKLI GÖL


Balıklı Göl hakkında bir hayvansever olarak farklı yorumlarım olacak. Balıklı Göl'deki balıklara üzüldüm ben! Su çok pisti, balıklarda hastalık olduğunu düşündüğümüz benekli bir deri problemi vardı ve beslenmemeleri konusunda sayısızca uyarı olmasına rağmen herkes elinde ne varsa atıyordu...








Havuzun pisliği derken en az(!) bu fotoğraftaki halden bahsediyordum




BİRECİK KELAYNAK ÇİFTLİĞİ


Gezimiz boyunca çok keyif aldığımız yerlerden birisiydi kelaynak çiftliği. Ortaokulda İngilizce ödevim için nesli tükenen hayvanlarla ilgili bir sunum yapmıştım ve bu ödevde kelaynakları anlatmıştım. 


Geçen akşam İZ TV'de de kelaynaklar hakkında bir belgesel seyrettik ve yine bu beyfendi çok güzel bir şekilde konuyu anlatıyordu. Kendisinin bu işi o kadar tutku ve sevgi ile yaptığı belli ki, şu dünyada hala güzel insanların var olduğunu hatırlattı bize. İZ TV'nin bahsettiğim belgeselini izlemek isterseniz linkimize buyrun: TIK TIK



Çiftliği gezdikten sonra Hediyelik Eşya Satış alanına uğramayı unutmayın. Hatırlayın ki böyle güzel işler ancak maddi ve manevi destekle yapılabiliyor




HALFETİ


Halfeti, Hasankeyf'in içerisinde bulunduğu tehlikeyi yaşamış bir bölge. Baraj yapılmasıyla biriken sular, baraj gölü oluşturacak şekilde Halfeti köyünü sular altında bırakmış. Suların altında kalan bir köy...



Hava yine çok sıcaktı ve halfeti bize ilaç gibi geldi. Ne açıdan derseniz... Oluşan baraj gölünün üzerinde bot turları düzenlemişler. Suyun serinliği, rüzgarın kadifeliğiyle birleşince ferahladığımız bir an yakalamış olduk.





Teknemize bindik ve batık şehri görmeye yola çıktık




Bu caminin gövde kısmı kurtulmayı başarmış. Yine de oldukça fazla bir kısmı sular altında








İşte su baskınından sonra meşhur olmuş minare... Caminin sadece minaresi su üzerinde kalabilmiş...




Suyun altına baktığınızda batık şehir görüyorsunuz. Ev çatıları, merdivenler, hayatlar...




URFA ULU CAMİİ

Bir Ulu Camii daha :) Avlusundaki güvercinlerle kalbimi çalmış olan bir yer.










2 yorum:

rahat yazar dedi ki...

Blogunuzu beğendim:)
Şu an Urfa'da görevdeyim ve kendi izlenim yazımı yazmadan önce nette gezinirken sayfanıza rastladım.

Ben de beklerim:)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

rahat yazar, teşekkür ederim, beğenmenize sevindim. Tabiki :)