20 Ağustos 2014 Çarşamba

Concorde Meydanı ve Tuileries Bahçesi - PARİS GEZİ YAZI DİZİSİ #11


Louvre Müzesi'ni gezdikten sonra çiseleyen yağmur altında dışarıya çıktık. Hava koşullarının gezimizin önüne geçmeyeceği konusunda çok kararlı olduğumuz için hız kesmeden Louvre Müzesi ve Concorde Meydanı arasında bulunan, oldukça büyük bir alanı kaplayan, güzel mi güzel Tuileries Bahçesi'ni gezmeye karar verdik. Nasılsa Louvre Müzesi'nden çıkmıştık ve Concorde Meydanı'na gidecektik, tam aradaki bu güzelliği es geçmeyelim diye düşündük...


Gerçekten de Louvre Müzesi'nden çıktığınız anda bahçenin yeşilliği, mis gibi çiçekleri, dış kısımında bulunan dönmedolabı derken insanın hayallerini karıştırıyor. Neredeyim ben? Nereye gideyim? diye bir afallıyorsunuz. Sanki bir anda şehirden çıkmış ve mis gibi bir doğanın içerisine gelmişsiniz gibi... Kesin bilgi, paylaşalım: Bizler beton insanı değiliz, doğada, bahçelerde, yeşilliklerde mutlu oluyoruz. Tam da bu nedenle Louvre Müzesi'nin duvarları arasından çıkınca kafesten kurtulmuş kuş gibi olduk...

Bol bol fotoğraf çekerek, yavaş adımlarla bahçeyi dolaştık. Benim çiçek düşkünü güzel annem fotoğraf çekinirken yeşil çimenlerin ve kusursuz çiçeklerin büyüsüne öyle bir kapılmış ki hemen çimenlere basarak çiçeklerin yanına gitti. Arkadan bir kadın bağırışı duyduk, Fransızca olarak... Bir baktık ki polis, anneme "hışt, kışt" diye bağırıyor ve Fransızca olarak bir şeyler söylüyor. Anladık ki yasakmış çimenlere basıp da çiçeklerin yanına geçmek... Çimene basmanın asıl Türkiye'de yasak ama tüm dünyada serbest ve tercih edilen bir şey olduğunu düşününce daha da saçma geldi bu kural... Ayrıca belli ki turistiz ve Fransızca bilmiyoruz, hala suratımıza baka baka ne diye Fransızca konuşuyorsun? Anlamıyoruz seni ve bu nedenle de uyarına yanıt verip, istediğini yapamıyoruz... Fransızların bu halleri hakkında ayrıca bir yazı yazacağım, çok sözüm var bu konuda :)


Polis hanımı atlattıktan sonra yürümeye devam ettik. Etrafta koşan ve spor yapanlar, o havaya rağmen oturmuş kitap okuyanlar, müzik dinleyenler... Ardından Concorde Meydanı tarafındaki büyük havuza geldik. Paris'teki her yerde olduğu gibi burada da güzel yeşil boyalı metal sandalyeler vardı. Derhal kaptık kendimize birer tane, kurulduk havuzun kenarına. İşte o an tüm yorgunluk gidiyor. Sevdiklerin yanında, hayalinin içerisinde yaşıyorsun ve mutlusun ♥

Tuileries Bahçesi'nin sonuna, Concorde Meydanı'na (Fr: Place de la Concorde) açılan büyük kapısına geldik. Dev gibi bir meydan... Çevresinde nizami bir şekilde halka şeklinde sıralanmış klasik Fransız binaları... Concorde meydanı Fransa'nın ikinci büyük meydanıdır ve Paris'in meşhur Şanzelize bulvarına (Fr: Avenue des Champs-Élysées) bağlanır. Meşhur Paris Dönmedolabı da (Fr: La Grande Roue) bu meydanda bulunuyor ve tüm zerafetiyle dönüyor. Ayrıca meydanın ortasında görebileceğiniz Luksor dikilitaşı da mutlaka izlenilmesi gereken bir güzellik. Concorde meydanının kendi çektiğim güzel fotoğrafları malesef ki elimde yok. Çünkü biz oradayken büyük bir kutlamaya evsahipliği yapacak olan meydan boyunca demir tribünler kurulmuştu. Bu nedenle aşağıdaki fotoğrafı buradan kullandım.


* Tüm Linkler Ayrı Pencerede Açılır *





14 yorum:

Müjde Dural dedi ki...

Çok güzel yerler, havuz ve heykeller bana Ankara Gençlik Parkı'nın havuzunu anımsattı, bir zamanlar harika cıvıl cıvıl bir yerken, (Zeki Müren'ler, Emel Sayın'lar, Behiye Aksoy'lar aylarca konser verirdi)tıklım tıklım dolarken şimdi serseri yatağı olmuş, akp ile havuza giden minik şelaleli yolun iki yanındaki çıplak heykeller kaldırılmış!!

Mert Koyutürk dedi ki...

gıybet ile takip ediyoruz seriyi. :D

Esra Atesakin dedi ki...

Seneye ben de gitmeyi planlıyorum ama öyle güzel anlatıyorsun ki, gitmesem de olur haNİ :)) Gitmiş kadar olduk diyebilirim. Devamını bekliyorum. Sevgiler :)

Burcu dedi ki...

O değil de en çok dikkatimi çeken şey annen ile eşinin aşırı benzerliği :) Sen emin misin annenin senin annen olduğuna, kayınvaliden olmasın sakın :))
Şaka bir yana da çok güzel bir ailesiniz maşallah, mutluluğunuz daim olsun, güzel gözleriniz hep gülsün inşallah...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Müjde Dural, çıplak heykelin bile dikkatini çektiği insanlık malesef ki utanç kaynağıdır hepimiz için... Çok üzücü...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Mert Koyutürk, gittim Google'a "Gıybet ne demek" diye yazıp enter'a bastım, o kadar diyeyim :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Esra Atesakin, yok yok sakınnn, fırsatını yaratabiliyorsan mutlaka git :) Benim bir şey anlattığım yok aslında, tamamen kendi içimden gelenler ;)

Çok teşekkürler güzel yorumun için ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Burcu'cuğum, hiç soorrmaa, gerçekten benim annem o :) Bu kadar benzerliği arasam bulamazdım ki :)

Çok teşekkürler her zamanki gibi güzel yorumun için ♥ Hepimizin huzuru bol olsun, hep gülelim ♥

safransarı dedi ki...

Harika görünüyorsunuz :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

safransarı, çok teşekkür ederiz, önemli olan içimiz harika olsun ;)

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Yazı çok güzel, fotolar çok güzel, ortam çok güzel... Ama beni en çok ne etkiledi biliyor musun? "Hayalinin içerisinde yaşıyorsun.." demişsin ya, işte o! Ne kadar güzel bir şey bu. Tanrı herkese bir gün kurduğu hayalin içinde yaşama şansı versin inşallah. Ve en önemli olan da sakince bunun farkına varabilmek. Sen bunu yaşamışsın, harika bir şey. İnşallah daha nice nice hayalinin içinde yaşarsın sevdiklerinle. ;)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Gokkusagi Dosyasi, çok teşekkürler güzel yorumun için ♥ Elimden geldiği kadar hatırlatmaya çalışıyorum kendime... Şuan istediğin hayattasın, hayalindi, tadını çıkart diye... Kimi zaman başarabiliyorum, kimi zaman ise es geçiyor...

Hepimiz hayallerimizi gerçekleştirelim ve içerisinde yaşadığımızı farkedelim ♥

sebuş dedi ki...

Bu bahçeyi asıl güneşli güzel bir havada gezmeliydiniz! insanlar sere serpe serilmiş yerlerde güneşleniyordu! zannedersiniz ki az ilerde deniz var o kadar yani:)) hıı bide o demir sandalyeler dimi al istediğin yere sürükle otur üzerine.. türkiye de olsa, insanlar alır gider bahçelerine takım yaparlardı bir tanesi bile kalmazdı:(

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

sebuş, işte şansımız böyle oldu :)

Biz de aynı şeyi düşündük sandalyeler konusunda. Hatta millet toplar, demircilere götürür satarlardı :)