8 Ağustos 2014 Cuma

Ressamlar Tepesi (Monmartre) ve Sacre Coeur Bazilikası - PARİS GEZİ YAZI DİZİSİ #6


Paris'in kuzeyinde, tepede bulunan ve turist ağızında Ressamlar Tepesi olarak geçen Monmartre Tepesi, Paris gezimizin unutulmazıydı. Tüm tatilimiz boyunca bizi yüzünden mahrum bırakmış güneş ve sıcak hava, o gün bize görünmeye karar verdiler.


Monmarte tepesi kuşbakışı olarak tüm Paris'i ayaklarınızın altına serecek kadar yüksekte bulunuyor ve görkemli Sacre Coeur Bazilikası'nın (Basilique de Sacré-Coeur) ev sahipliğinde sanatçıların ve sanatseverlerin uğrak yeri oluyor. Gerçekten de turist çılgınlığındaki bölge, merkeze olan uzaklığına rağmen kalabalıklığından hiçbir şey kaybetmiyor...


Biz turist kalabalığının bildiği Ressamlar Tepesi adı ise çok eskiden beri ressamlara ve sanatçılara stüdyoları, atölyeleriyle ev sahipliği yapmış bir bölge olmasından kaynaklanıyor. Öyle haybeden kişilerden de bahsetmiyoruz; Salvador Dali, Claude Monet, Pablo Picasso, Vincent van Gogh gibi pek çok ünlü isim dönemsel de olsa bu bölgede çalışmışlar. Günümüzde ise büyük isimlerden öte sokak ressamları tarafından sanat merkezi olarak görülen bir bölge halini almış. Şehiri doyasıya yaşamak isteyen, belki bir tablo satın almaktan mutluluk duyacak ya da kendi portresini çizdirmek isteyen turistlerin akın akın geldiği bölgede müsait ressam bulmak için sıra bile beklemeniz gerekiyor.


Bizim de Montmarte Tepesi maceramız bu hedefle başladı, resimlerimizi çizdirmek. Henüz gelenekselleşememiş ama bu yolda ilerlettiğimiz bir aktivitemiz var, her yurtdışı seyahatimizde bir şehirde resimimizi çizdiriyoruz ve evimizin duvarına asıyoruz. İşte tam da bu nedenle Paris'ten elimiz boş dönme şansımız yoktu :)

Düştük yollara... Metrolar, trenler, aktarmalar... Sonunda tepenin yamacında bulduk kendimizi. Bir baktık ki kat kat uzuuunn bir merdiven var ve öteki yanda da teleferik... Yorgunuz... Tabiki teleferiği seçtik ve Paris Akbil'i olarak adlandırdığımız kartımızı okutup tepeye çıktık :) Gerçekten de çok keyifli bir yer... İlk olarak düzlüğününe alıştığınız Paris şehrini bir tepeden görmek çok güzel bir deneyim. Onun dışında Sacre Coeur Bazilikası inanılmaz heybetli, temiz, gözalıcı... Tıpkı bir kartal yuvası gibi tüm gücüyle şehire tepeden bakıyor.


Sacre Coeur Bazilikası'nın dışındaki uzun merdivenlerde biraz oturduk, dinlendik, "Turist değil miyiz? Ehhh!" diyerek ayakkabılarımızı çıkarttık, milletin suratına suratına sallandırdık ve tahmini yarım saat boyunca tepenin ve manzaranın keyfini çıkarttık.


Bu dinlenme ve keyifin ardından bazilikanın içine girdik. İçeride biraz dolaştık, oturduk, yapıyı izledik, huzur dolduk, sakinleştik. İçeride fotoğraf çekmek yasak olduğu için malesef ki kendi çektiğim fotoğraflar yok, bu nedenle sizinle profesonel fotoğraflar paylaşıyorum.



Bazilikadan çıkınca tepeyi turlamak istedik ama günlerin yorgunluğuyla ayaklarımızda hal kalmamıştı ki ortalıkta tur atan bir tren/araba tipli, turist gezdiren bir araç gördük. Koştuk yapıştık, oturduk hemen... Demez mi adam başı 6 EUR diye! Yok daha neler, tabiki kalktık ve tabana kuvvet :) Tepenin ara sokaklarını turladık, dükkanlarını gezdik, tablo satan yerlere baktık. Kendimizce birkaç alışveriş de yaptık...

Ara yolların bitiminde meşhur sokak ressamlarının bulunduğu yer olan ağaçlar altında, sanki pazar yeriymiş gibi görünen meydana geldik. Bu ufacık meydanın çevresinde kafeler ve restoranlar bulunuyor. Resmimizi çizdireceğimiz ressamı bulmaya koyulduk, tur attık attık, seçemedik. Biraz soluklanmak için etrafındaki bir kafede oturalım dedik. Kendimize soğuk bir şeyler ikram etmekten geri kalmadık tabiki de :)

Tam orada otururken bir ressam yanımıza yaklaştı ve tüm meydandaki ressamlardan daha farklı bir şey yaptığını söyledi. İster miyiz diye sordu. Tabiki! Hemen oturduğumuz yerde bizi çizdi... Çoook güzel oldu! Annem de kendini çizdirdi ve bizim resimimizi bize hediye etti, öyle güzel bir hediye oldu ki, çok teşekkür ederiz! Bu resimi çerçevelettirdikten sonra önceki resimimizle beraber size gösterebileceğim, bu nedenle kusuruma bakmayın lütfen, size anlatıyorum ama gösteremiyorum :) 


Montmartre Tepesi'nde çok güzel bir gün geçirmiş olduk. Hiç acele etmeden, keyif yapa yapa gezdik, dinlendik, izledik, yedik, içtik, kokladık... Böyle güzel yerlerin hakkını verip de gezmek lazım... Öyle turist usulü acele acele gezince olmuyor...


Eğer ki yolunuz Paris'e düşerse Montmartre Tepesi'ni mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum. Şehirin alışılmışlığından çıkıp, biraz daha sakin ve farklı bir yere gitmek gerçekten de çok iyi geliyor insana...
* Tüm Linkler Ayrı Pencerede Açılır *





14 yorum:

Ahu Kader dedi ki...

Ben de gittim buraya. Cok güzel bir yer gercekten de. Mervidenleri cikarken biraz zorlanmistim ben. Canim blog adresim degisti lütfen okuma listende güncelle. http://karaboncuque.blogspot.com

ATAHAN İLE HAYAT dedi ki...

oranın soğan çorbasdı meşhurmuş bana yemez olsaydım :) resimler harika bu arada...

coletté dedi ki...

Bu yazı dizin benim seyahatte olduğum dolayısıyla interneti çok kısıtlı bulabildiğim bir döneme denk geldi. Şimdi geriye doğru teker teker bakacağım.
Paris'e biz de 2-3 kez gittik ,ilki turla diğerleri bireysel gezilerdi. Monmartre tepesi ilginçtir gerçekten de ama soğan çorbası mı ? İğğğk !

Resimleri görmem lazım çatlarım yoksa :)
Öpüyorum tatlım!

bazenoyleolur dedi ki...

Ben bir de alışveriş durumunu merak ediyorum. Alışveriş yaptın mı? Paris sokaklarında alışveriş fiyatları neler? :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Ahu Kader, işte biz huyumuzu biliyoruz, merdiven yerine teleferiği tercih ettik görür görmez :))

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

ATAHAN İLE HAYAT, soğan çorbasını hiç duymamıştım, kötü müydü o kadar :) Kendi adıma soğanın her şeyini sevdiğim için çorbasını da severim gibi geliyor aslında :)

Yemeklerden öte meşhur pastane ürünleri aklımızı aldı bizim de :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

coletté, çok teşekkürler ♥ Sanırım tur yerine bireysel seyahat etmek daha güzel oluyor. Hem o özgürlük hissi, hem de kendi başınıza şehirde hareket edince kaybola kaybola çok daha iyi geziliyor şehir :)

Ay bir ben soğan çorbası güzel olabilir aslında, diyenlerdenim sanırım :) Sevgilerimle ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

bazenoyleolur, alışveriş işi benim çok kalemim değil açıkçası ama birkaç tecrübem oldu, onu da artık gezilecek yerleri bitirdikten sonra ayrı bir yazıda paylaşacağım :) Bizimle kalın :))

sule m dedi ki...

Iki kez gittik.Oglum kücüktü ,hatirlamiyor.Ücüncü kereye ya bizle ya da sinifla gider artik.Görülesi yerler.
Eyfel kulesine cikmak icin cok sirada beklemek gerekïyor.Erkenden gitmekte yarar var,iyi geziler....

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

sule m, teşekkürler yorumun için... Kesinlikle çok güzel ve Eiffel Kulesi'ne de çıkmadan dönmenin imkanı yok

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Bu yazıyla oraların kokuları burnuma geldi... Montmartre'ı çok, çok severim! Ve çok özlediğimi de hissettim şu anda. Dur bakalım senin bu yazı dizin beni daha ne hallere sokacak. :) Bu arada Eiffel'e gidip tepesine çıkmamış bir kişi olarak, ressamlar tepesinde de resim yaptırmadım ben. Turistlerin yüz karasıyım galiba. :0

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Gokkusagi Dosyasi, Montmarte tepesi gerçekten de şahaneydi! Çok keyif aldık, yarım günümüzü orada geçirdik, izledik, güldük, yedik içtik... Çok güzeldi...

Biz seviyoruz işte resmimizi çizdirmeyi... Hani magnet yerine, kahve kupası yerine böyle şeyler alıp hatırlıyoruz oraları :)

yumiyum x dedi ki...

ne kadar güzel bir yapı hayran kaldım ne binalar yapmış adamlar yahu:)
resmi çok merak ettim bi de sorması ayıp ne kadara çizdirdiniz çok hoşuma gitti de bu fikir :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

yumiyum x, çok çok keyifli bir yerdi... Bir gün Paris'e gitme şansı yakalarsan, mutlaka buraya gitmeni öneririm...

Kişibaşı 30EUR'ya çizdi. Yani bir resime iki kişi çiziyorsa 60, tek kişi çiziyorsa 30...gibi