27 Ağustos 2014 Çarşamba

La Defense, Paris'in Modern Yüzü - PARİS GEZİ YAZI DİZİSİ #14


Paris denilince aklımıza kesme taşlı evler, Fransız balkonları, cam önündeki çiçekler, aynı boyda dizi dizi sıralanmış evler, pastane kokularının sokaklara yayıldığı bir ortam, kırmızı ruju ve uçuşan etekleriyle sakin sakin sokaklarda yürüyen güzel hanımefendiler, zarif giyimli yakışıklı beyfendiler gelir... Tabiki günümüzdeki her şehir gibi Paris de bu eski zerafetini kaybetmiş; en azından bu kadar değil artık :) Ancak bir şeyini kaybetmemiş, o da mimarisi ve şehir düzeni...

Turistik alanlardaki reklam kısıtlamaları, yenilenecek ya da yeni yapılacak binalara getirilen görsel kısıtlamalar derken şehir halen eski yapısını geliştirerek koruyor. Baktığınızda farklı, gözü yoran, bunun burada ne işi var dediğiniz hiçbir şey yok burada... Ülkemizde olduğu gibi gecekondunun yanında gökdelen, gökdelenin yanında apartman, apartmanın yanında tarla, tarlanın yanında lüks ofisler, şeklinde eğri büğrü değil hiçbir şey... Sırf Paris'in fotoğraflarına bakarak bile öğrenebileceğimiz ve örnek alabileceğimiz öyle çok planlama becerileri var ki...


Bu girişten sonra konuyu bağlamanın zamanı geldi :) Gelişen ekonomiler, farklılaşan hayat tarzları, ilerleyen tarihler gereği Paris'in ufak da olsa yeni bir yüze ihtiyacı yok mu sizce de? İşte Paris de bunu düşünmüş ve 1958'te ilk inşaasına başladığı La Defense'i yaratmış. La Defense, ismini Prusya savaşı sırasında Almanlara karşı Paris'i savunmak için yapılan mücadeleden ve anısına dikilen heykelden almaktaymış.

La Defense dediğimiz yer Paris'in dış kısmında bulunan, Paris'in modern iş merkezi bölgesi. Paris şehir bölgesinde inşaasına izin verilmeyen gökdelenleri bu bölgede yaratmışlar. Hatta sizinle öğrendiğim ufak ama dudak uçuklatan birkaç teknik detayı da paylaşmak isterim ki bölgenin özelliğini aklınızda daha iyi canlandırabilin... 5.6 Milyon metrekare üzerine kurulmuş, 72 adet gökdelen barındıran, 180.000 günlük çalışanın bulunduğu, 3.5 milyon metrekare ofis alanı ve 1500'den fazla dünya çapındaki şirketin merkez ofislerine ev sahipliği yapan, gerçekten de dev gibi bir merkez burası. Bu rakamları telaffuz edince keşmekeş kalabalık, pis, ortalıkta koşuşturan iş insanları, korna sesleri, trafik çilesi ve gürültüsü geliyor akıllara. Ancak pek de öyle değil... Çünkü bu merkez ilk inşaasına başlandığı andan itibaren geleceğe yönelik planlanmış. Trafiksiz kocaman bir meydan, bu meydanda bulunan açıkhava müzesi, sağda solda yeşillikler, her köşe başında sanat eserleri, alttan geçen tren hattı, yaya yollarıyla birbirine bağlanan gökdelenler, büyük yeraltı otoparkları ve geniş yollarıyla her geçen sene daha da yerine oturmuş ve günümüzdeki halini almış... Bu nedenle de böyle bir iş merkezine göre çok sessiz, sakin ve inanılmaz güvenli bir bölge. 2015'e kadar planlanan süreçte ise alanın daha da genişletilmesi, yeni inşaatlar, trafik ve ulaşım için iyileştirme çalışmaları devam ediyormuş.

Şehirin tarihi yapısını bozmadan (ve hatta hep koruyup güzelleştirerek) bir yandan da modern ve dünya çapında bir iş merkezi yaratıyor olmak, her anlamda takdir edilecek  bir zeka ürünü olduğunu düşünüyorum. Bu konuda internette gezinip, hakkında bilgi toplarken karşılaştığım ama doğruluğunu teyid edemediğim bir nokta da şöyle: "Paris her anlamda ne kadar iyi olsa da bilhassa kanalizasyon altyapısı bakımından dünyanın en eskisiymiş ve böyle büyük binaları taşıyamazmış. Tam da bu nedenle eski kanalizasyon yapısının bulunduğu şehir merkezine bu yapıları yapmalarının zaten imkanı yokmuş ve sıfırdan kurdukları yapıyla şehirdışında inşaa etmişler." Bu açıklama çok mantıklı gelse de ben hala şehirin dokusunu/yapısını bozmamak adına dış kısıma kurulduğunu düşünüyorum, böyle daha güzel oluyor :)


Lafı her zamanki gibi çok uzattım, biliyorum... Bizim La Defens tecrübemizi anlatmamın vakti geldi :) Paris gezimizin neredeyse yarım günden fazlasını bu bölgeye ayırdık. Bilhassa böyle farklı bir Paris bölgesini görmeyi çok istedik. Bu nedenle Paris ulaşımında çok büyük yeri olan RER trenleriyle La Defense durağında indiğinizde hooop diye merkezine düşüyorsunuz. Trenden indiğinizde yeraltında bulunan durakların ve alışveriş dükkanlarının ortasında buluyorsunuz kendinizi. Kalabalıkları ve tabelaları takip ederek yeryüzüne çıkıyorsunuz. Günışığına ulaştığınız noktada ise sizi kocaman bir meydan, çevresinde ışıl ışıl parlayan gökdelenler ve meşhur Grande Arche karşılıyor.

Meydanda durup şöyle bir etrafınıza baktığınızda pekçok ünlü firmanın isimlerini görüyorsunuz binaların üzerinde. Bununla beraber o betonların arasına nasıl yerleştirmeyi başardıklarını anlamadığınız şekilde yeşil de var ortalıkta... Biz de tüm bu anlattığım süreçlerden, şaşkınlıklardan ve "Paris'teydik biz, nereye geldik şimdi" hislerini yaşadık.


Ardından bu bölgede bulunan ve Amerikan alışveriş mantığını temsil ettiği söylenen meşhur alışveriş merkezi olan Les Quatre Temps'e girdik. Öyle ahım şahım, bizde her köşe başında bulunan alışveriş merkezlerinden pek farklı olmayan, hatta daha gösterişsiz bulabileceğiniz bir yer. Yine de bizim hoşumuza gitti... Yemek yiyebileceğiniz pek çok yer var. Biz de önce yemeğimizi yedik, ardından alışveriş merkezini güzelce turladık ve kendimizce biraz alışveriş yaptık. Bu Paris'te alışveriş konusunu ayrıca bir yazıda sizlerle paylaşıp, kendi tecrübelerimizi anlatacağım ve her yazının altına linkleri ekleyeceğim. Bu nedenle alışveriş konusuna şuan girmek istemiyorum. Neyse, bolca mağaza dolaştıktan sonra güzel meydana bakarak kahvelerimizi de içtik. Artık ayağımızda derman, cebimizde paramız kalmadığı noktada buradan çıkmak gerektiğine karar verdik ve güneş iyice çekilmişken attık kendimizi dışarıya.

Biraz meydanda gezindik, gökyüzündeki gökdelen çizgisini izledik, La Grande Arche'a doğru yürüdük, manzaraya baktık, sağda solda serpiştirilmiş modern heykellerle tanıştık, selamlaştık... Sonra her zamanki gibi yağmur başladı :) İşte bu noktada kendimizi yine yeraltına sürükledik ve yeni maceralara yol aldık :)

Not: Eiffel Kulesi'ne çıktığınızda ileriye bakarsanız La Defense'in meşhur gökdelenlerini uzaktan görebilirsiniz. Biz Eiffel Kulesi'ne çıktığımızda hava oldukça puslu olsa da aşağıdaki fotoğraftaki gibi gökdelen çizgisi seçilebiliyordu. Açık havada ise eminim çok net görünüyordur.
 

* Tüm Linkler Ayrı Pencerede Açılır *





4 yorum:

Ahu Kader dedi ki...

Buraya gitmedim daha bir dahaki Parise gittigimde kuzenlere diyecegim beni götürsünler.

Havva Peynirci dedi ki...

işte budur arkadaş,
adamlar iş merkezine sanat eserleri fln koyuyorlar bi cesaret biri gelir de o sanat eserine tükürmez mi?
ne dersen de gerideyken daha da geriliyoruz
teşekkürler,güzel yazıların paylaşımların için
sevgiler

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Ahu Kader, ben de böyle kuzen istiyorum biliyorsun değil mi :))

Görmekte fayda var bence de ... Değişik bir Paris deneyimi...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Havva Peynirci, kesinlikle fark bu kadar basit aslında...

Asıl ben teşekkür ederim, okuduğun ve yorumun için ♥