25 Ağustos 2014 Pazartesi

Paris Askeri Müzesi - PARİS GEZİ YAZI DİZİSİ #13


İnterneteki kaynaklarda Askeri Müze, Ordu Müzesi ve Savaş Müzesi gibi özde aynı ama görüntüde farklı isimlerle anılıyor olsa da ben bu yazımda kendisinden Askeri Müze (Fr: Musée de l'Armée, En: Army Museum) olarak bahsetmeye karar verdim. 

Paris Askeri Müzesi büyük keyifle gezdiğimiz, hem içerisindeki koleksiyonları sayesinde hem de her yerden görebildiğiniz altın kubbeli muhteşem binasının hayali ile gönlümüzde büyük yer kazandı. Bilhassa Dünya Savaşlarına ve askeri tarihe çok meraklı olan eşimin hafif zorlamasıyla gitmiş olsak da müzeden çıktığımızda muhteşem güzel bir gezi yapmış olmanın mutluluğu vardı hepimizde. Eğer ki "Savaş tarihi ilgimi çekmiyor, ben istemem bu müzeyi, savaşın müzesi mi olurmuş" derseniz bile mutlaka binanın dışını görün, fotoğraflayın, kesinlikle muhteşem!

Concorde meydanını gezdikten sonra yürüyerek gittik Askeri Müze'ye. Rahatlıkla metroyu da kullanabilirdik ama yürüye yürüye, etraftaki güzellikleri izleye izleye, tabiki bol bol da fotoğraf çekerek yolumuzu bulduk Askeri Müze'nin görkemli binasına kadar. Büyük demir kapılarından geçtik, küçük taşlı yollarında yürüdük ve ana giriş kapısından gişelere doğru yolu takip ettik. Ne görelim? Sıra yok! Gerçekten inanamadık, gişeler boştu! Hemen biletlerimizi aldık, yanılmıyorsam kişibaşı 7-9 EUR gibi bir paraydı, her kuruşuna değdi, ayrı mesele... Böyle güzel bir müzenin böyle boş olmasını anlayamadık ilk başta. Ancak düşününce büyüklüğü, sadece özel bir konudaki kolleksiyonu barındırması sebebiyle kısa kısa zamanlara büyük işler sıkıştırmak zorunda olan turist grupları için malesef ki fazla bir teferruat oluyor, bu nedenle de gitmemeyi tercih ediyorlar.


Neyse yine uzattım lafları... Biletlerimizi aldıktan sonra elimize bir bilgi kağıdı tutuşturdular. Üzerinde bilgi falan yok, yalan, şimdiden söyleyeyim :) Yolunuzu içeride kendiniz bulacaksınız ya da gitmeden önce iyice araştırıp nerede ne var, ilginizi hangi bölümler çekiyor diye iyice bir konuyu çalışacaksınız, benden tavsiye ;)

Gişelerin arka kapısından doğruca kocaman binanın geniş avlusuna çıktık. Bu avlu boyunca farklı dönemlere ait koleksiyonların sergilendiği, kapıları birbirinden sıra sıra ayrılmış bölümler bulunuyor ve hepsi giriş/çıkış kapılarıyla avluda buluşuyor. Her odanın bulunduğu bölümde özel tuvaleti de var ve temiz! Daha ne istenir ki şu hayatta! :) Ama derseniz ki cinsiyet ayrımı benim için çok önemli, o zaman girmeyin derim, çünkü tuvaletler kadın/erkek beraber. Bizim için dünyadaki en önemsiz şey olduğu için umursamadık bile... Çoluk çocuk, kadın erkek hep beraber sıramızı bekledik ve çıktık. Eğer böyle konularda hassassanız, şimdiden bilginiz olsun ve binaya giriş yapmadan önce tuvalete başka bir yerde girmeyi unutmayın.



Odalar tarih sırasına göre sıralanmış. Bu nedenle ilk oda bizim de ilgimizi en çok çeken bölüm oldu. İlk olarak şovalye döneminden başlıyorsunuz! Şovalyelerin kullandığı zırhlar, kıyafetler, silahlar, atlarının korumaları, hikayeleri derken bambaşka bir dönemin içerisine giriyorsunuz. Bu bölümdeki odalar da o dönemi yansıtan bir şekilde daha düz, belki kaba, koyu ahşaptan yapılmış ve ona göre aydınlatılmış. Zevkle bu bölümleri gezdik ve fotoğrafladık. 



Şovalyelerin döneminden çıkıp diğer bölümlere girdikçe yıllar daha yaklaşıyor. Toplar, tüfekler, modernleşen silahlar ve kıyafetler... Ardından tabiki müzede en çok yer ayrılmış bölüm olan Fransız askeri tarihine geliyorsunuz. Eğer ki Fransa tarihine merakınız yok ise belki size sıkıcı gelebilir ama biz şovalye bölümüne göre biraz daha hızlı gezmiş olsak da her detayı atlamadan izledik... Ardından tabiki Dünya Savaşları, Hitler dönemi geliyor. Eşimin de ilgi alanına giren bu bölümde oldukça uzun vakit geçirdik. Nazi subaylarının kıyafetleri, eşyaları, silahları, o dönemleri anlatan siyah beyaz belgesel yayınları, yazışmalar... Gerçekten de çok büyük bir koleksiyon, çok güzel sergilenmiş...




Tüm odaları güzelce gezdikten sonra çıkış tabelalarını takip ediyorsunuz ve her müzede olduğu gibi burada da hediyelik eşyaların satıldığı bir mağazaya geliyorsunuz. Klasik hediyelik eşyalara ek olarak bu mağazada savaş tarihini anlatan çok çeşitli kitaplar bulmanız mümkün. Farklı dönemler, farklı yazarlar, resimli/resimsiz yayınlar, albümler... İlginizi çekiyorsa mutlaka gezmenizi ve kitaplara göz gezdirmenizi tavsiye ederim.



Çıkış noktasında bu defa avlunun dış tarafına geliyorsunuz. Burada yolu takip edince karşınıza dışarıdan ufak görünen ama içerisi oldukça büyük bir kafe restoran çıkıyor. Bu yer sanki müzenin içerisindeymiş gibi algılanıyorsa da aslında dışarıdan girişin serbest olduğu bir bölümde, müzenin yeşillik bahçesinde bulunuyor. Eğer azıcık da olsa karın gurultusu duyuyorsanız mutlaka girmenizi öneriyorum. Salatadan, yemeğe, tatlıya, içeceklere, kahveye kadar her şeyi bulabiliyorsunuz. Self servis işleyen sistemde kasaya gelene kadar "hmmm çok güzel kokuyor, bundan da alsak mı" diye kendinizi zor tutuyorsunuz. Biz çok aç olmadığımız için sadece kahve ve tatlıyla geçiştirdirmemize rağmen, keşke yemek yememiş olsaydık da burada yerdik diye uzun uzun dertlendik.



Uzun lafın kısasına sıra gelirse, eğer ki bu konulara ilgiliyseniz ve zamanınız da var ise mutlaka ama mutlaka ziyaret etmenizi öneriyorum. Savaş konusu sizi negatif olarak etkilemesin, geçmişin dönemleri bunlar, anlamaya ve haklarında öğrenmeye çalışmak, gelecek için çok daha ferahlatıcı olacaktır diye tahmin ediyorum.

Not: Makinemizdeki fotoğrafları buraya eklemek için incelerken farkettim ki Askeri Müze'de bir tane bile fotoğrafım yok :) Konu asıl olarak eşimin ilgisini çekmesi sebebiyle onun anılarını ölümsüzleştirmek için kendimi feda etmişim :)
* Tüm Linkler Ayrı Pencerede Açılır *





4 yorum:

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Gökhan buraya tek kelimeyle çıldırır! :) Savaş tarihine hiç ilgim olmamasına rağmen eminim ki ben de zevkle gezerdim burayı. Çok etkileyici görünüyor.
Bu arada yavaş yavaş ve tadını çıkararak okuyordum yazı dizini. Ama iki gündür hastayım ve yatma fırsatım oldu, bu arada hepsini okuyup bitirivermişim iyi mi? :(( Umarım devamı geliyordur. Bir boşluk hissettim şimdi. :))

Emrah Özdemir dedi ki...

Gerçekten çok güzel bir gezi olmuş. Vallahi bizim böyle bir müzemiz yok :( Bu gotik binalara ayrı bir sempati besliyorum zaten . Şövalye kıyafetleri ne kadar etkileyici yahu. Bu koruyucu kıyafetleri birileri daha önce giymişti .Çok etkilendim çok. Emeğinize sağlık efendim.:) Emrah bunu çok beğendi. Teşekkürler paylaşım için.

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Gokkusagi Dosyasi, geçmişler olsunnn, umarım en kısa sürede iyileşirsin ♥

Nedense erkekler seviyorlar böyle şeyleri, eski savaş aletlerinin, tankların önünde mutlu çocuk gibi oluyorlar :) Atalarımızdan gelmiş genlerimiz konusu herhalde ;)

Bir hafta gezdim, iki ay anlatıyorum Paris'i :) Yazıyorum daha bitmedi :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Emrah Özdemir, Emrah her zamanki gibi güzel yorumun için çok teşekkürler, ne mutlu ki okuyan birilerinin hoşuna gidiyor yazdıklarım :)

Gerçekten de insanın aklına ilk o geliyor... Birileri giymiş bunları... Bilhassa çocuk kıyafetleri de vardı, onlar da farklı etkileyici...