15 Ağustos 2014 Cuma

Disneyland Paris ve Walt Disney Stüdyoları - PARİS GEZİ YAZI DİZİSİ #9



Paris'e gideceğimiz kesinleştiğinde Disneyland'ı görmek için çooook heyecanlanmıştım. Daha evvel Disneyland'a gitme şansı yakalamış olan eşim için çok can alıcı bir şey olmasa da ben ilk defa göreceğim için heyecandan deliye döndüm. Taa ki Disneyland'a gideceğimiz gün uyanıp da dışarıya baktığım anda... Şakır şakır yağmur, Temmuz ayında 13 derece hava... Başka günümüz müsait olmadığı için mecburen kalkıp gidecektik...

Soğuk hava normalde zorlamasa da Temmuz ayındaki seyahat için toplanmış bir bavulla, 13 derece ve yağmurlu bir havayı göğüslemek çok zordu. Üzerime bir palto, ayağıma da bir bot verseydiniz tüm hayatım daha kolay olacaktı...



Neyse kötü havanın stresini boşverelim, her şeye rağmen büyük mutlulukla çıktık yola. Metro hattından RER'e aktarma yaptık ve şehirdışına giden trene bindik. Hiç kolay değil, panoları çözmek için en azından bir defa yanlış yöne binmek gerekiyor :) Biz de bir defa yanlış yöne bindik, ardından geri döndük ve sonunda doğru treni yakaladık. Trenin ise doğru olduğunu, kapılar açılınca duyulan çocuk seslerinden anlamak zor olmuyor :)


Metro aktarmasından sonra sanıyorum ki yarım saatlik bir tren yolculuğu daha yaptık. Yine de sizi yanıltmak istemem, çünkü kaybolduktan sonra yolları, dakikaları, durakları takip etmeyi bıraktım ve vücudunda doğal navizasyon taşıyan eşime sırtımı dayadım :)

İlgili durağa geldiğimizde son durak olduğu için tüm tren akın akın boşaldı. Yürüyen merdivenler ardından biraz daha taban kuvveti derken bilet gişelerinin olduğu bölüme geldik. Biletinizi buradan almaya kalkarsanız tüm Paris'te görülen yılan usulü sıralara girmek zorunda kalırsınız. Biz Disneyland ve Walt Disney Stüdyoları biletlerimizi havalimanındaki Turist Bilgilendirme (Tourist Information) masasından aldık. Bu sayede hiç sıra beklemeden direkt olarak parkların giriş turnikelerine geldik ve hemen giriş yaptık.


İlk olarak erkenden girelim ve bitirelim dediğimiz Walt Disney Stüdyoları kısmındaydık. Bu parkta Walt Disney filmlerinde, çizgifilmlerinde kullanılan animasyon ve efektlerden yola çıkılarak hazırlanmış çeşitli gösteriler, hız trenleri, efekt şovları var. Aynı zamanda çocuklar için animasyon çizim dersleri, etkinlikler yanında standart Disneyland gösterileri de mevcut.


Parka ilk girdiğimizde hava biraz durulmuştu ve yağmur yoktu. Ancak ilk girdiğimiz gösterinin ardından tüm gün sürecek olan yağmur başladı. Açık havada bulunduğunuz, en azından 45 dakikalık sıralar beklediğiniz bir deneyim için yağmur en güzel şey değil tabiki... Her şeye rağmen başımızı eğmedik ve Walt Disney Stüdyolarını gezdik, çeşitli gösterileri izledik, oyuncaklara bindik. Oyuncaklar ve gösteriler konusunu ise yazıma dahil etmek istemiyorum açıkçası. Çünkü hiçbiri hakkında detaylı bilgim yok. Bu nedenle sizin daha doğru ve teknik bilgiler veren kaynaklara gidip, oyuncaklar hakkında daha doğru ve detaylı bilgiler edinmenizi tavsiye ediyorum :) Disneyland Paris Resmi Sitesi İçin TIK TIK


Yağmur sonunda dayanılmaz bir hale gelince elimiz mahkum hemen Disney mağazasına girip kendimize çöp poşetinden bozma yağmurluklar aldık. Tanesinin 9EUR olduğunu söylememe gerek yok herhalde... 9EUR diyorum, çöp poşeti diyorum, dikkat :) Ancak bu konuda yapabileceğimiz bir şey, farklı bir alternatifimiz malesef ki yoktu. Parktan çıkamadığımız ve çevrede başka dükkanlar da olmadığı için mecburduk.

Yağmurluklarımızı ilk giydiğimizde kendimizi iyi hissettik ve Walt Disney Südyoları'ndan çıkıp Disneyland parkına giriş yaptık. Bu sırada o kadar yağmur yağıyordu ki fotoğraf çekmek bir yana, önümüzü göremiyorduk :S

Giriş kısmından biraz ilerledikten sonra meşhur Disneyland şatosunun önünde fotoğrafımız olmazsa olmazdı. Ne yaptık? Çöp poşetlerimizle, içimizde tshirt+hırka+sweatshirt+yağmurluk+poşet yapmurluk şeklinde bir lahanalıkla fotoğraflarımızı çekindik :)

Disneyland'da ilk fotoğrafımızı çekindikten sonra açlığın esiri olduk ve önümüze ilk çıkan yere girdik. Kaç dakika sıra bekledik? Ayakta durmak suretiyle 35 dakika boyunca sıra bekledik... Sustum :)

Yemeklerimizi yedikten sonra cırk cırk diye ses çıkartan, sucuk gibi olmuş ayaklarımızla parkı gezmeye devam ettik. Bazı oyuncaklara bindik, kendimizi eğlendirmeye çalıştık. Ancak bu noktadan sonraki gezimizin keyiften ziyade hafiften işkenceye döndüğü doğrudur... Kendimizi ne kadar da "çok mutluyuz" şeklinde bir ruh haline sokmaya çalıştıysak da pek başarılı olamadık...


Her şeye rağmen sabah 10.00'dan akşam 19.00'a kadar parklarda gezdik ve sonunda ıslak ve soğuğa daha fazla dayanamayacağımıza karar verip trene binmek için parktan çıkış yaptık. 

Keşke gittiğimizde hava biraz daha sıcak ve güzel olsaydı, bol bol gezip, fotoğraf çekip, parkların tadını çıkartabilseydik. Olsun, kısmetimiz böyleymiş diyip, hafif bir şekilde dudak bükerek geçiştiriyoruz :)



** Yağmur nedeniyle fotoğraf makinesini kullanamadık. Ancak yağmursuz yakaladığımız ilk 1-2 saatte çok az fotoğraf çekme imkanımız oldu **


KISA KISA NOTLAR, TAVSİYELER:

♥ Eğer ki zamanınız ve bütçeniz var ise bir gününüzü Disneyland'da bir gününüzü ise Walt Disney Stüdyoları'nda geçirmenizi tavsiye ederim. Biz biraz daha ucuza gelsin diye tek gün geçerli olan iki parka da girişli bilet aldık. Eğer ki hava daha güzel olsaydı, yavaş yavaş hareket etseydik ve acele etmeseydik parkları yetiştiremezdik.

♥ Eğer parklara sıcak bir yaz gününde güneşli bir havada gidiyorsanız mutlaka yüksek faktörlü güneş kremi, hava yağmurlu ise de mutlaka yağmurluğunuzu yanınızdan eksik etmeyin (Standart yağmurluk/rüzgarlıktan ziyade, su geçirmeyen poşet tiplerini tercih edin). Çünkü park tamamen açık alan olduğu için ne kadar paltonuz olsa da bir süre sonra yağmur içerisine işliyor ve ıslanıyorsunuz. Aynı şekilde yaz için de güneşin altında 12 saat geçirirseniz ciddi güneş yanıklarına sahip olabilirsiniz.

♥ İki parkın içerisindeki restoranlar da oldukça pahallı. Alternatifsiz olmaları ve parkların dışarısına da çıkılamadığı için mecbur kalıyor insan... Ancak benim tavsiyem giderken mutlaka yanınıza öğle yemeği ve atıştırmalık niyetine sandviçler, krakerler, çikolatalar almanız. Bilhassa çocuklarınızla gidiyorsanız her karınları acıktığında üç sosisli sandviçe 40EUR vermek zorunda kalmazsınız ;) Bunu da "ayy kırooo" gibi algılamayın, çocuklu aileler ve bunu daha evvel akıl edebilmiş herkes yol kenarlarında durup çantalarından çıkarttıkları yemekleri yiyiyorlardı. Burası Avrupa, Türkiye'deki gibi kurallar, utanmalar, millet ne düşünürler yok, rahat olun ;)

♥ Disneyland Park ve Walt Disney Stüdyoları'nda geçerli olan standart biletlere ilave olarak ek bir ücret ödenilerek VIP pass gibi bir hizmet alabiliyormuşsunuz. Sıralarda beklemeden (ki sıralar ortalama 45dk - her oyuncağın sıra başındaki elektronik göstergelerde, bulunduğunuz noktadan itibaren bekleyeceğiniz ortalama sıra süresi yazıyor) hızlıca giriş yapabilirsiniz. Böyle bir ekstra masraf değer mi? derseniz, kesinlikle değer derim. Bu masrafı kolaylıkla öğle yemeğinizi yanınızda götürerek bile sıfırlayabilirsiniz. Ayrıca her oyuncakta beklediğiniz ortalama 45 dakikalık sıralar bir süre sonra insanı bunaltıyor ve beklememek için binmemeyi tercih edebiliyorsunuz. Eğlenmek için para verdiğiniz bir yerdeki zamanınızın 2/3'sini sıralarda geçirmek pek de akıl karı değil sanırım.

♥ Yağmurlu havalarda Disney karakterlerinin park içerisindeki turları ve aktiviteleri oldukça azalıyor. Bu nedenle baktınız ki hava çok yağmurlu, çocuğunuzu daha parka gitmeden alıştırın ki gittiğinizde Minnie'yi göremezse kriz geçirmesin.

♥ Park açılış saati olan 10.00'da kapıda olmanız büyük tavsiyemdir. Bu sayede en azından 10.00-11.00 arasındaki sakinlik sayesinde asıl popüler ve kalabalık oyuncaklara hızlıca binip aradan çıkartabilirsiniz.

♥ Girişte mutlaka parkların haritalarını alın ve kendi rotanızı kendiniz çizin. Parklar oldukça büyük olduğu için cengaverlik yapmayın, haritaları kullanarak oyuncaklar arasındaki yollarınızı bulun. Aksi halde yolları bulamayarak ve hafiften kaybolarak boşuna zaman kaybedersiniz.

♥ Biletlerinizi mutlaka online ya da havalimanlarındaki turis bilgilendirme masalarından alın, sakın "Hele oraya gidelim de gişeden alırız" demeyin, boşu boşuna sıra beklemeyin. 

♥ Walt Disney Stüdyolarının biraz daha yetişkinler için eğlenceli olduğunu belirtmek isterim. Bu dediğim Disneyland'ın yetişkinler için eğlenceli olmadığı şeklinde algılanmasın, aksine iki park da her yaş grubu için ayrı eğlenceler sunuyor. Ancak küçük çocukların Disneyland'da daha çok eğlenceği kesin.

♥ Haritalarda oyuncak ve gösterilerin yanlarındaki işaretleri dikkate alın. "Aile olarak eğlenilebilecek, hız treni, çocuklar için, korkunç..." gibi pek çok uyarı tek tek yazılmış. Deneyeceğiniz oyuncakları bu simgeleri referans olarak seçebilirsiniz. Bu sayede o kadar sıra bekledikten sonra "Anaaam bu çocuk oyunuymuş" diyerek saçınızı yolmazsınız.

♥ Yağmurlu ve soğuk günlerde bilhassa çocuklar için yanınıza yedek bir takım kıyafet almanızı öneriyorum. Yağmurla ıslanıp bir de üzerinde saatlerce soğuk yiyince insan zorlanıyor. Hatta park içerisinde gezerken pantolonlarını ve montlarını değiştiren pek çok yetişkin de gördüm. Evet, yolun kenarında durmuş pantolonlarını çıkartıp, yenisini giyiyorlardı. Dediğim gibi, burası Avrupa ;)

♥ Tavsiyelerimden en sonuncusu ama en önemlisi her zaman dediğim gibi, "Yanınıza sevdiklerinizi alın, her ne olursa olsun dünyanın en meşhur eğlence parkında olduğunuzu unutmayın ve bol bol eğlenin, tadını çıkartın"
* Tüm Linkler Ayrı Pencerede Açılır *




17 yorum:

burcu aydın dedi ki...

bende çok görmek istiyotum.
neyse ki yazın ve fotolarınla kısmen görmüş oldum.

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

burcu aydın, ne mutlu bir faydam olabildiyse ♥ umarım en kısa zamanda bu isteğini gerçekleştirebilirsin ve bu güzel parkların tadını çıkartabilirsin :)

ESRA ERSAL dedi ki...

Ben çok hayalkırıklığına uğradım :( özellikle de coasterlar konusunda. Bi Universal stüdyosu değil malesef. Zaman güzel geçiyor mu geçiyor evet ama yetişkinlere çok hitap etmiyor Universal gibi değil.

Kitapsız Kedi dedi ki...

Çöp poşetine 9 EUR... Gözlerim iki katına çıktı :)

Burcu dedi ki...

Çok faydalı bir yazı olmuş canım. Emeğine sağlık.
Ben tepeme o kadar yağmur inse kesin oturur ağlardım. Siz çok iyi idare etmişsiniz.
Darısı gidip görmek isteyen herkesin başına :)
Sevgiler.

coletté dedi ki...

Bu kadar rastlantıya ne denir ki? Benim sapsarı Disney yağmurluğum bu kışa kadar depodaydı :) Aynı şeyleri yaşadık,laf aramızda yeni boyattığım kızıl saçlarımdan akan kırmızı kırmızı boyalar beni o kadar cazip hale getirmişti ki ben bile kendime güldüm :)))
Yazına bayıldım hele ki detayları üşenmeden tek tek yazmana ne demeli? Vallahi bravo! Harikasın ! Öpüyorum kocaman o hep gülen yanaklarından ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

ESRA ERSAL, değil mi, aynen öyle... Bizim de bir sonraki hedefimiz Amerika o zaman :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Kitapsız Kedi, çöp poşetinden hallice, az daha kalın plastik diyelim :) Hayatımda unutamayacağım kazıkları yedik bu tatilde zaten :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

coletté, ahhh bizimle aynı tecrübeyi yaşayan birisi daha :) İnsanlara anlattığımda, abartıyorsun diye tepki aldım ama hiçkimse anlamıyor o kadar saat yağmur ve soğuk altında olmayı... Saç boyasını da çok iyi anlarım... Gülmekten başka ne yapılabilirdi ki o durumda zaten :)

Çok teşekkürler, ben de sizi ve güzel kuyruklularınızı tek tek öpüyorum ♥

Güven Turan dedi ki...

Çok güzel anlatmışsınız, biraz ıslak bir deneyim olmuş ama eğlenmişsiniz okuduğum kadarıyla. :) Biz de üç sene önce, üç arkadaş Kasım ayının sonunda gitmiştik. Havanın soğuk olmasından sanırım pek kalabalık değildi. İlk açılış saatinde gittiğimizden biletleri girişten aldık beklemeden. Kış nedeniyle bazı oyuncaklar kapalıydı ama ben Disneyland'e gidilecekse bu zamanlar gidilmesinden yanayım. Soğuk vs. unutuluyor oradayken. :) Ama dediğiniz gibi bir gün kesinlikle yetmiyor, tadı damağımızda kaldı. :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Güven Turan, çok teşekkürler güzel yorum için! Paris ile ilgili şimdiye kadar yazdığım tüm yazılarla ilgili de geldi sıra yorumu aslında... Kışın gidenler hiçbir yerde sıra beklememişler :) Ben hem yazın gittim, hem üşüdüm, hem de sıra bekledim :))

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Ah yaa, en heveslendiğin yerde yağmura yakalanmanıza üzüldüm. :( Ama olsun, yine de keyifli olmuş bell ki.;) Ben hiç gitmedim, keşke gitseymişim.
Bu arada, 3 sosisli 40 euro ne yahu, amanın! Yanında sandviç, ıvır zıvır götürmek süper fikir. Kıro diyenin de alnını karışlarım! :) Nesi kırolukmuş, öyle diyenler kompleksli yahu. Di mi ama?

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Gokkusagi Dosyasi, Eylül'cüğüm aynen öyle oldu malesef... Ne yapalım, bir gün güzel bir havada yeniden yolumuz düşer belki ;)

3 Sosislinin yanında 3 tane de kola vardı ama lütfeen :))

sebuş dedi ki...

Keşke hava durumunu takip edip havanın güneşli olduğu bir günü ayırsaydınız disneylanda! neyse yinede o yağmura rağmen gezebilmene eğlenebilmenize sevindim.. e bizimde ağustos sıcağında bu havanın hali ne böyle diye diye dolandığımız günlerimiz oldu haliyle..

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

sebuş, malesef tatilimiz boyunca sadece bir gün tamamen açık bir hava vardı... Gerisinde ya tüm gün yağmurlu ya da aralıklarla şakırdar cinstendi... Kaçış yoktu yani ;)

yumiyum x dedi ki...

Resmen soygun yeri hele posete verilen para beni benden aldi:)

o kadar güzel detaylar veriyorsun ki bir gün gidecek oldugumuzda neyi nasil yapacağımızı sayende az cok öğrendik;)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

yumiyum x, değil mi ama? Bildiğin soygun... İşte orada başka alternatifin yok... Herkes alıyordu...

Yorumun çok mutlu etti beni... Gerçekten de biz Paris'e gitmeden önce böyle detaylar veren yazılar aradık ama bulamamıştık, tam da bu niyetle yazmıştım ben de... Tarihi ve teknik detayları desen var her yerde... Önemli olan ıslandığında ne yapacağının tavsiyesini vermek, değil mi ama :)))