29 Ağustos 2014 Cuma

Şanzelize Caddesi / Avenue des Champs-Élysées - PARİS GEZİ YAZI DİZİSİ #15




Paris gezimizin, Şanzelize olarak okunan ama Fransızcada Champs-Elysees olarak yazılmayı nasıl başardığını her defasında şaşkınlıkla sorguladığımız meşhur caddesinin yazısına geldi sıra. Ben bu yazımda eğer sizler için de uygunsa Champs-Elysees yerine kendisinden kısaca Şanzelize Caddesi olarak bahsedeceğim. Gerçekten, her defasında Champs-Elysees diye yazıp, içimden Şanzelize olarak okuyamayacağım, yok, olmayacak :)


Tarihi geçmişi sorgulanamaz şekilde dolu, Paris'in geçmişi boyunca pek çok önemli olaya evsahipliği yapmış, savaşlar görmüş geçirmiş, üzerinde sürekli değişiklikler yapılmış, dünyanın en meşhur caddesinden bahsediyoruz. Ancak ne gezerken, ne de döndükten sonra merak etmedim şu Şanzelize'nin tarihi neymiş diye... Şimdi bu yazıyı yazmadan önce internette biraz turladım ki hem size hem de kendime biraz bilgi katayım... Olmadı... Okurken bile çok sıkıldım... Bu nedenle size bugün tarihi bilgi veremeyeceğim, Google amcamıza sorarsanız binlerce kaynak çıkartıyor karşınıza, eminim o kaynaklarda benden çok daha güzel anlatmışlardır.

Ben size Şanzelize caddesinin bugünkü modern halini biraz anlatmak istiyorum. Şanzelize caddesi 70 metre genişliğinde, 1.9 kilometre uzunluğunda, dümdüz ve upuzun bir cadde. Gerçekten de nereden bakarsanız görebileceğiniz, Concorde meydanı ve Arc de Triomphe arasında yeralan Paris'in kalbi niteliğinde. Turistleri ve dünyayı ilgilendiren kısmı ise her markanın en büyük, en ünlü mağazalarına evsahipliği yapması, sıra sıra dizilmiş restoran ve kafeleriyle damaklara hitab etmesidir sanıyorum ki... 


Her şeye muhalefet yapacağım, kulp takacağım ya... Buna da takmasam olmaz değil mi... Biz Şanzelize caddesini hiç beğenmedik desek :) Tamam, fikir olarak şahane, dünya çapında bir yer ama bize hitab etmedi... Caddede bulunan pekçok marka zaten ülkemizde ya da dünyanın her yerinde mevcut (tamam bu mağazalardaki ürün seçimleri farklı, kabul), restoranlar deseniz de öyle bulunmaz hint kumaşı tadında bir şey değil... Bir de yukarıda anlattıklarımı merak eden bizim gibi her turist de buraya akın etmiş, insan selinden yürüyemiyorsunuz malesef... Hatta bize çok inanılmaz geldi ama usul böyle demek ki, Louis Vuitton'un Şanzelize mağazasının girişinde kuyruk vardı! Bildiğiniz kuyruk! Dizmişler insanları kapıya, tek tek alıyorlar içeriye! İşte tam da bu nedenlerle, temsil ettiği hayat, müze sırası bekler niyetine aptal bir çantayı görmek ya da almak için kapısında kuyruk olmuş insanlar nedeniyle sevmedik biz Şanzelize'yi... 

Usulen görevimizi yaptık, başından sonuna yürüdük, mağazalara baktık, birkaç yere girdik, eşimin isteği üzerine Mercedes'in mağazasını atlamadık ve sonunda oturup bir yerde kahvemizi de içtik... Tamamdır, yetti bize :)


Hiç sevdiğin bir şey olmadı mı Şanzelize'de derseniz, tabiki oldu... O da caddenin iyi yanında süzülen yemyeşil ağaçlar...  Hem caddede yürürken gölgeniz oluyor, hem de öyle bir beton yığınının içerisinde insana can veriyor... Kesin bilgi yayalım, Kızlı Erkekli Kedili ailesi beton değil, ağaç seviyor :)


Bir de caddenin bir özelliği var ki Fransızların meşhur 14 Temmuz Bastille gününde her yanına tribünler kuruluyor ve askeri geçit töreni gerçekleştiriliyor. Bastille günü ne derseniz, Fransız milli bayramıymış ve Fransız devriminin başladığı günü temsilen her yıl 14 Temmuz'da büyük törenlerler kutlanırmış. Biz de Paris seyahatimizden 13 Temmuz'da döndüğümüz için kutlamalara malesef ki yetişemedik. 



 

* Tüm Linkler Ayrı Pencerede Açılır *








18 yorum:

Havva Peynirci dedi ki...

teşekkürler
mutluhaftasonu

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Havva Peynirci, asıl benden teşekkürler, güzel haftasonları olsun ♥

Müjde Dural dedi ki...

:))Tabii ki Şanzelize diyeceksin hayatım, ben biliyorsun Türkçe konuşma, Türkçe sözcük kullanma takıntılıyım, saplantılıyım:)))Fransızca nasıl yazıldığını boşver onu bilen biliyor her seferinde kim yazar yahu o uzun kelimeyi?Hatta Zafer Anıtı de, bak geçen sefer diyecektim ayıp olur diye demedim şimdi vesile oldu:))bu arada cumhuriyet bayramında, 30 Ağustos'ta tanklar, askerler, Türk bayrakları geçince KUDURAN ve "Kuzey Kore'den başka yerde böyle askeri tören kutlama kalmadı' diyen çok affedersin o......çocuklarına kapak olsun keşke askerleri, tankları da çekseydin gözlerine soksaydın...
teşekkürler:)


Müjde Dural dedi ki...

sonrada not: Zafer Anıtı derken geçen seferki paylaşımını kastettim sanki Şanzeli'ye Zafer Anıtı de der gibi olmuş:)))))düzelteyim dedim aman ne cahil bu Müjde demesinler:)))

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Müjde Dural , Müjde ablacığım çok tatlısın ama sen ♥ Ben de elimden geldiği kadar Türkçe kelimelerle ve düzgün yazmaya-konuşmaya çalışıyorum ama arada çoğunlukça bilinen kelimeleri de orjinal halinde yazabiliyorum. Şanzelize böyle olamadı malesef, acayip yazıp acayip okuyorlar, Fransızca böyleymiş meğersem biz de öğrendik durumu :)

Sana kim cahil derse hepimiz toplaşıp üstlerine yürürüz, hepimizin öğreneceği öyle çok şey var ki senden ♥

Ahu Kader dedi ki...

Vallahi canim benim bende senin gibiyim. O kadar da ahim sahim bir sey degil Sanselize. Genisligi ve uzunlugu olarak aksam vakti gölge veren agaclarin ve isiklandirmanin sayesinde güzel bir gezinti yapabilecegin bir sokak iste. Biz seninle bu konuda cok iyi anlasiyoruz. Ama belki de benim Paris'e cok gittigimden kaynaklaniyor bu durum. Sevgiler.

xCoach Incompréhensible dedi ki...

o sokaklarda ben turlamalıydım elit ve adını telafuz edemediğim kahvelerimi yada şaraplarımı yudumlarken!!! :D

Emrah Özdemir dedi ki...

Mutlu hafta sonralar efendim. Sayende şanzelinin küçük bir kısmını gördük :D Yalnız o sonda ki araba ne öyle :D Batmanin arabası gibi :D Saygılar.

deeptone dedi ki...

ah ah gezmek tatil ne güzel şeyler değil mi :)

Kitapsız Kedi dedi ki...

Mağaza önünde kuyruk beklemek mi :D Akıl fikir diliyorum insanlara.

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Önceki yazılarına yaptığım yorumlardan belki anlamışsındır, ben hiç bir iyi bir turist değilim. Daha doğrusu senin yazı dizini okurken dank etti bu bana. "Aaa ben buraya gitmedim. I-ıh buraya da gitmedim. Cık, burayı da görmedim." tadında okudum hep.
Hal böyle olunca Şanzelize'yi de görmediğimi anlamışsındır. Ve cidden hiiiç ilgimi çekmiyor benim de. Sana çok hak verdim. Zaten markalara en ufak ilgim yok, şaşayı da pek sevmem. Şanzelize Paris'in gösterişli ve lüks yüzü. Ben bohem ve doğal (biraz da döküntü) yüzünü seviyorum sanırsam. :)))

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Ahu Kader, değil mi ama, matah bir şey değil... Gerçekten de genişliği insanı şaşırtıyor, o ayrı konu.

Biz malesef akşam saatinde gitme şansı yakalayamadık. Malum yaz vaktinde hava 11'de kararıyordu ve sabah 8'de sokaklara dökülünce, o saate gezecek derman kalmıyordu :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

xCoach Incompréhensible, evet evet sana daha çok yakışırdı, kesinlikle :) Biz tam pis turist tipliyiz :D

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Emrah Özdemir, asıl ben teşekkür ederim gelip okuduğun için :)

Aslında düzgün bir blog sahibesi olsaydım caddenin de bol bol fotoğrafını çekerdim ama kalabalıkla o kadar boğuştuk ki makineyi çıkartmak bile aklıma gelmedi :S

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

deeptone, çoook, hem de çoook :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Kitapsız Kedi, aynen öyle... Biz de kalabılığı görünce gördük şaşırdık ki bu ne diye... Meğersem çanta bakmak için sıra bekliyorlarmış :S

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Gokkusagi Dosyasi, Eylül'cüğüm seni o kadar iyi anlıyorum ki :) Sonunda itiraf etmek gerekirse biz de turistik kısımlardan yeterli keyifi almadık ama "gitmişken görmeden gelinmez" mantığımızın kurbanı olduk.

Tek sevineceğim nokta şu ki, tüm bu turistik yerlerde 1-2 saatten fazla vakit geçirmedik. Sonra hemen kendimizi ara sokaklara ve parklara attık...

Bence sen de "Paris'in bohem yüzü" diye bir yazı yazmalısın ki bizde oraları öğrenelim, keyif alalım, olmaz mı ki acaba :)

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Cevabın cevabı olacak. :) Benim Paris yazısı yazabilmem için yakın zamanda gitmem ve sıcağı sıcağına, taze taze yazmam lazım, aynı senin gibi. Ama gitmeyeli yıllar oldu. Çok da özledim. :/ Fakat içime heves doldurdu son cümlen, kimbilir belki planlar arasına girer. O zaman mutlaka yazarımmm. :)) Sevgiler.