5 Mayıs 2014 Pazartesi

Cennetten Bir Köşe: Turunç Koyu - Marmaris


2013 senesi yaz tatilimiz için Marmaris'in hala bakir kalmayı başarmış mavi bayraklı cennet koyu Turunç'u tercih ettik (Turunç Koyu Hakkında Resmi Bilgiler İçin TIK TIK) Bodrum, Çeşme, Antalya mı derken hem sakin ve huzurlu, hem de tertemiz deniziyle daha gitmeden kalbimizi fethetti Turunç. Her zamanki gibi öncesinde Google abimize sorduk, nasıldır, dedik. Karşımıza pek çok kaynak çıkarttı, teşekkürlerimizi sunduk. Anneme sorduk, sen de gelir misin diye... Onu da peşimizden sürükledik, çok da enfes oldu :) Hep diyorum ya anılar diye... Eşimle ve annemle geçirdiğim, seneler geçse de ilk günkü gibi hatırlayacağım bir tatil oldu. Zaten annemle eşim de çok iyi anlaştıkları ve arkadaş gibi oldukları için hepimizi birbirimize daha da bağlayıcı bir tatil oldu.

Araba ile gitmeye karar verdik. Annemlerin arabasına yükledik eşyalarımızı, attık kendimizi yollara. Araba ile seyahat güzeldir, dura dura, geze geze tadı çıkar... Fazla durunca ise bir bakmışsın ki yol bitmez, hala saatler vardır :) Bizimki de tam o hesap oldu... Her köşe başında durduk, manzara seyrettik, yemek yedik, çay ve kahve içtik...

Marmaris merkeze geldiğimizde "Çok şükür geldik, ne kadar uzun sürdü" diye konuştuk ama Turunç'a giden yola henüz gelmemiştik. Merkezden doğru daracık, virajlı yollardan gittik, dağlara tırmandık ve tırmadık ve tırmandık... Ben korkağımdır, demişimdir daha önce, çok korktum bu yolda da... Sanki köşeden hoop diye arabayla yuvarlanacakmışız gibi geldi... Sonunda dağın tepesine vardık ve kuş bakışı olarak aşağıda uzanan Turunç Koyu'nu gördük. Enfes bir manzaraydı... Döne döne geri indik virajlardan ve koya vardık. Hemen otelimize, odamıza attık kendimizi. Muhteşem manzarası karşısında ise nefesimiz kesildi, işte cennet, dedik.

Otelleri de Google abimize sormuştuk, nerede kalınır, demiştik. Yine karşımıza pek çok alternatif çıkarttı. İçlerinden bütçemize uyan, ön cephe odalı, en güzel manzaralı, denize sıfır özel plajlı ve koyun uç kısmında olması sebebiyle sakin bir otel olan Diplomat Otel'i seçtik (Diplomat Otel Hakkında Resmi Bilgiler İçin TIK TIK). Diplomat Otel hakkında internette güzel yorumlara pek rastlayamazsınız. Bilhassa güler yüzlü, yardımcı işletmecilik konusunda çok ağır bir şekilde sınıfta kalıyor. Sabihi olan beyfendi biraz asabi, eşi deseniz o da öyle, bir de kızları var ki suratınıza bakmıyor; aile boyu suratsızlık söz konusu malesef ki... Dediğim gibi otelin tek avantajı, güzel konumu...

Kaldığımız otelin sahilden görüntüsü.



Otele vardıktan sonra durur muyuz hiç, hemen üzerimizi değiştirip sahile indik. Soğuk biralarımızı söyledik... Ayaklarımızı uzattık... İşte geldik, buradayız...


Kargalarla beraber kalkmaya alışık olduğum için tatilde de saat kuracak kadar sapık bir insanım... Tam güneşin doğuş saatine göre alarmımı kurdum. Sabah olunca da hemen balkona koştum, dağların arkasında önüne kattığı gölgelerle yükselmeye başlayan güneşi gördüm... Hemen eşimi uyandırdım, beraber seyrettik güneşi... İki oda yanımızda kalan anneme de haber verdim, ayrı balkonlarda olsak da aynı büyüyü yaşadık, muhteşemdi... Tatilimizin kalan her gününde de aynı şeyi yaptık, bu bir rutin haline geldi... Sabah kahvelerimizle beraber kahvaltıdan önce güneşi karşıladık manzaramızda...


Balkonumuzdan ve manzaramızdan bahsederken abartmıyor muşum, değil mi? Muhteşem bir görüntü...


Her sabah doğurduğumuz güneşin ardından uyumak yok! Hemen mayolar giyiliyor ve sahile iniliyor. Çarşaf gibi denizde uzun uzun yüzülüyor ve ardından sabah güneşinin bol vitaminiyle kısa bir güneşlenme... 


Kahvaltı saati geldiği an kahvaltı alanında bitiyorduk :) Açık büfe olarak adlandırılan kahvaltı, sıradan istekleri olan bir tatilciyi çok memnun edecek ölçüdeydi. Domates, salatalık, biber, yurumurta, peynir, bal ve reçel... Yanında sıcacık ekmek ve iyi demlenmiş bir çay da olunca bize yetti de arttı bile.


Kahvaltı alanı, otelin sahil kısmındaki büyük bir verandaydı. Tepemizde dizi dizi üzüm salkımlarıyla çok keyifliydi.



Bazı günler kahvaltının ardından sadece şezlongta uyuyup, uyanarak geçirildi. Bazı günler ise etrafta neler var diye keşfe çıktık. Gerek otele, gerekse çevredeki yerlilere danıştık. Hepsinin ortak fikri, yakın mesafede olan "Bayırköy"ü ziyaret etmemiz gerektiğiydi. Bayır köyüne gittik, köylülerin senelerdir yaşam mücadelesi verdiği dev gibi bir çınar ağacı vardı. Çınar ağacının hemen altında küçük bir kahvede türk kahvelerimizi yudumladık.
Bayırköy Hakkında Resmi Vikipedi Sayfası İçin TIK TIK



Her yerde olduğu gibi burada da pisicikleri buldum, peşlerinden makine ile koştum. O kadar hareketlilerdi ki pek düzgün kareler yakalayamadım.


Bayır Köyü'nden çıktıktan sonra bize yine çevredekilerin önerisi olan Turgut Şelale'si bölgesine gittik. "Öyle güzel şelale var, böyle güzel şelale var, mutlaka gitmeli" dediler. Ne yalan söyleyeyim... İşte fotoğrafta gördüğünüz gibi, musluk niyetine su akıyor. Şelalenin suyu ise tahminim 15 derece falandır, ayağı sokmak bile zorluyor insanı. Her yerde olduğu gibi burada da turistler vardı, Almanlar suyun içerisinde yatmış keyif yapıyorlardı. 


Benim cengaver kocam da dedi, benim Almanlardan ne eksiğim var. Attı kendini suya... Nefesi kesildi, 10 saniye bile kalamadı içinde... Ama başardı, fotoğrafta görebileceğiniz üzere, gururu ölümsüzleşti.

Bir de Kızkumu'na gittik. Fotoğraflardan hepimiz biliriz, denizin ortasından şerit halinde kum geçer. Kumlu bölge diz seviyesinde, diğer yerler ise normal derinliktedir. Aşağıdaki fotoğrafı ben çekmedim tabiki ama bölgenin en meşhur fotoğrafı olduğunu düşünüyorum. Kuşbakışı görüntüsüyle daha iyi akıllarda canlanabileceğine eminim.


Ahh o mavi havlularımız. Her fotoğrafımızda mavi havlumuz var. O an akıl edememişiz, her fotoğrafı rengiyle taciz etmiş.


Bu diz derinliğinde durduğumuz nokta, resmen denizin ortası. Öyle farklı bir tecrübe ki... 360 derece etrafın sularla çevrili, denizin ortasındasın ama denizin içinde değilsin...


Tatilimizin bir gününü ise Turunç Koyu'ndan kalkan gezi teknelerine ayırdık. Sabahtan akşama kadar o koy senin, bu koy benim gezdik. Her koyun farklı doğal yapısıyla büyülendik, bol bol yüzdük... Gidildiğinde mutlaka yapılası gereken bir aktivite.


Tekne ile koylar arasında gidip gelirken dört bir yanımız, birbirinden güzel manzaralarla çevriliydi. Hele aşağıdaki fotoğrafta görebileceğiniz ufak ev aklımızı kaybetmemize neden oldu. Bu evin amacını bilemiyoruz. Kendisine özel ufak bir plajı ve ardından metrelerce uzanan bir dağı var. Ulaşımı nasıl, kim yaşıyor derken, burada yaşamanın, görebileceğimiz en uçuk rüyalardan da farklı olacağına karar verdik...


Gittiğimiz farklı koylar içerisinde en çok bu koyu beğendik. Cennetten bir köşe, rüya gibiydi. Açık mavi, kum deniz... 


Bu mavi sularda, yüzmelere doyamadık... Bağlı olduğumuz müddetçe hiç denizden çıkmadık.


Tatilimizin her gününün sonunda akşam saatlerinde odalarımıza çıktık. Duş alıp giyindikten sonra bizim balkonda toplandık, manzaraya karşı kahvelerimizi içtik. Ardından akşam yemeği için aşağıya indik. 

Benim annemin kalbi gibi kendisinin de nasıl güzel bir kadın olduğunu daha önce görmemiştiniz. Bu yazıda kullandığım fotoğrafları için izin almadım kendisinden, gizli görev :) Umarım kızmaz bana... Böyle bir yazıda onun da fotoğrafları olmasaydı, eksik kalırdı her şey. 


Akşam yemekleri de açık büfeydi. Sabah kahvaltısının aksine daha çok çeşit oluyordu. Her yediğimiz yemek miiiiss gibi ev yemeğiydi. Otellerdeki açık büfeler gibi kat-katıştır-karıştır usulü çeşit çıkartmıyorlardı. Her akşam çok memnun kaldık...

Ayrıca annemle eşimin, ben ve annemden daha çok birbirlerine benzediklerini görebiliyorsunuz. Üçümüz beraber olduğumuzda annemi herkes kayınvalidem zannediyor. Ben bu konularda kıskancımdır, kıskanıyorum, hayııırr benim annem oooo, diye mızmızlanıyorum :)



Akşam yemeklerinin ardından Turunç Koyu boyunca yürüyüşe çıktık. Güneşten yanmış tenimize vuran akşam rüzgarının getirdiği serinlik hissiyle saatlerce yürüyorduk. Bazen çevredeki dükkanları gezdik, bazen sahildeki barlarda bir şeyler içtik. Ama her akşam mutlaka sahildeki şezlognlara yatıp, yıldızları seyrettik...



Son akşamımızda annem bize muhteşem bir balık restoranında yemek ısmarladı. Orada yediğimiz balığın tazeliği, lezzeti, sunumu hala aklımda... Tatilimizi sonlandırmak için çok güzel bir yemek oldu. Tadı damağımızda, anıları aklımızda kaldı Turunç Koyu'nun...


KISA KISA NOTLAR:
♥ Araba ile değil de uçak ile giderseniz, Dalaman'dan Marmaris'e, Marmaris'ten de deniz yolu ile direkt Turunç'a geçebilirsiniz. Marmaris-Turunç arası tekneler tüm gün boyunca deniz taksi usulü hizmet veriyorlar. Karayolunun zorluğu, deniz yoluna yönelmeyi mecbur kılmış.
♥ Şelale bölgesine giderseniz, yanınızda tene sıkılan sinek kovucu sprey gibi bir destek götürmeniz iyi olabilir. Ormanın ortasında, nemli bir ortam olunca, sivri sinekler de kaçınılmaz oluyor.
♥ Kızkumu'na giderken yüksek korumalı güneş kreminizi almayı unutmayın. Denizin ortasında ne olacak demeyin. Dizinizden üzeriniz açıktayken denizden yansıyan güneş ışınlarıyla, korunabileceğiniz bir gölge de olmayınca çok ciddi yanık geçirebilirsiniz. Bkz: Açık tenli ve sarışın kocam.
♥ Turunç Koyu'na giderseniz, koyun orta kısmı değil de daha çok dış kısmındaki otelleri tercih etmenizi tavsiye ederim. İç kısımlar hem gündüz, hem de gece en kalabalık alan oluyor. Ayrıca orta kısımlarında sahil şeridi oldukça dar. Bu nedenle de kalabalıklık daha bir rahatsızlık yaratabiliyor. Bizim tercih ettiğimiz otel de koyun dış kısmındaydı, o anlamda sakinliğinin ve geniş sahilinin faydasını gördük.
♥ Tekne turuna giderken mutlaka yanınıza atıştırmalık bir şeyler alın. Öğle yemeği dışında gün içerisinde yüzdükçe acıkıyor insan.
♥ Bölgenin leziz balıklarının tadına bakmayı unutmayın.
Her yazımda söylediğim gibi, en önemlisi: Yanınıza sevdiklerinizi alın. Sıkı sıkı sarılın, bol bol sohbet edin, fotoğraf çekinin, anılarınıza kaydedin.

Sevgilerimle.
 





22 yorum:

Burcu dedi ki...

Havaların an be an ısındığı, yaz mevsimine girmek üzere olduğumuz şu günlerde bu güzelim fotoğraflara bakıp bakıp can sıkıcı ofislerimizde tepinmemize sebep olduğun için teşekkür ederiz Kızlı erkekli Kedili :)
Şaka bir yana şahane bir yermiş ve gerçekten de insanın sevdikleriyle geçirdiği böyle güzel anlara paha biçilemez...Daha güzel tatilleriniz olsun inşallah :)
Sevgiler...

Havva Peynirci dedi ki...

çok şahane fotoğraflar ve de fıstık gibi annen var:)))
sen de güzelsin:)
canım çekti valla,fırsat bulsam kaçsam oralara dedim.
senin de canın çekmiş belli:)
sevgiler

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Burcu'cuğum, çok özür dilerim, dediğin gibi kendime de aynı işkenceyi yaptım, burnuma iyotlu deniz kokusu geldi yazıyı hazırlarken :))

Öyle güzel ki anılar, inşallah sizin de böyle güzel anılarla dolu olur bu seneki tatiliniz. Turunç'u değerlendirmeyi düşünün ama, çok tavsiye ediyorum ;) Sevgiler, güzel bir hafta olsun hepimize ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Havva Peynirci, ah annem görür şimdi yorumu, çok mutlu olacak :)) Çok teşekkürler ♥

Benim de çok canım çekti, sorma :/ Bu yazıyı bilhassa şimdi yazdım ki belki bu seneki tatil programını yapan birilerine denk gelir ve bu güzelliği akıllarına sokarım, giderler diye düşündüm :)

Bence çağrılara kulak vermek lazım ;) Sevgiler , güzel haftalar ♥

Müjde Dural dedi ki...

şahane hakikaten! vay canına çok güzelmiş!!! bayıldım darısı başıma valla..annen dediğin gibi çok sevdim, artı elektrik veriyor fotoğrafı bile...şelaleli yere ise bittim:)
sevgiler

Kitapsız Kedi dedi ki...

Çok güzel bir tatil yazısı olmuş bu. Bu sene sanırım tatil planımız suya düştü, çünkü önemli bir sınava gireceğim büyük ihtimal, ama ilk tatil planımızda kesinlikle görmek istiyorum oraları. Özellikle Kızkumu'na bayıldım.Ayrıca, annen gerçekten eşine daha çok benziyor :))

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Tek kelimeyle harika bir tatil yazısı olmuş! Hem çok bilgilendirici, hem de çooook iç açıcı, hayal kurdurucu, keyiflendirici.;)Daha ne diyeyim?:)
Anneciğin de çok tatlı, senin gibi! Kocanla da çok yakışıyorsunuz bunu da belirteyim.;)
Hepinize sevgiler!


Emel Sevren Pınar dedi ki...

giitik biz iki sene önce turunca. Aman aman amannnn...anlattıklarının fazlası yok, eksiği var:) Bayılmıştık, doğasına, denizine.
Araba ile gitmiştik bizde. çok şükür marmarise geldik diye sevinirken, aslında bir istanbul kadar yolumuzun olduğunu bilemedik tabi turunca kadar:))))
Şaka bir yana, virajlı yolunda bir durup, çam sökmüşlüğüm, alıp onu getirip bahçeye dikmişliğim vardır ayıptır söylemesi:)))
Harika fotolar. Bu arada, annen sanki eşinin annesi gibi, ben çok benzettim ikisini:)
Selam, sevgi, tatil çabuk gelsin dilekleri ile...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Emel Sevren Pınar, ahh çook güzel değil mi... Tatil yerlerinin kalabalıklığından, gürültüsünden sonra burası cennet tadında ♥ Yol konusunda herkes aynı şeyi hissediyor demekki, çok korkutucu geliyor virajlardan dönerken, al sana hız treni tadında bir yolculuk :)) Çam ağacını ise öpüp kokla, arkadaşlarının yanına gideceğiz bir daha, de ♥

Diyorum ya herkes kayınvalidem zannediyor, benim annem ooo :P

Çok teşekkürler güzel yorumun için, gelsin tatil bir an önce, sevgiler ♥

Meltem dedi ki...

Bu kadar tatil hayalleri kuruyorken kafamda bu fotoğraflar tam benlik oldu 19 Mayıs için ailece bir yerlere gidelim diyorduk bunuda alternatif olarak düşünelim canım bu arada çok şeker bir çiftsiniz annenede bayıldım paylaşım için çok teşekkürler.

Pink timber dedi ki...

cennetten bir köşe değil resmen cenneet :)

Besem Seyahat dedi ki...

yazınızı büyük bir keyifle okudum ve söylemeliyimki resimler hanrika , böyle bir yazı için önce size tşk ederim. Harika bir tanıtım olmuş. Marmarise tekrar gelirseniz mutlaka bekleriz.

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Besem Seyahat , güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazıyı, fotoğrafları beğendiyseniz ne mutlu bana. Yer güzel olunca kelimeler de makine de akıp gidiyor :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Pink timber, eveett kesinlikle öyle!

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Meltem, çok teşekkür ederiz ♥♥

konya otel fiyatları dedi ki...

Gerçekten cennet gibi bir yer, bu kadar güzel bir atmosferde dinlenmemek mümkün değil :)

PERİKIZI dedi ki...

Tamda tatile nereye gitsem acaba diye heveslendiğim şu günlerde çok yol gösterici oldu.. Tertemiz denizi,pırıl pırıl güneşi olsun istiyordum. Ölüdeniz mi diye düşünürken kuzenim Turunç dediğinde yazdım Google Amcaya , ve sizin insanı yollara düşüren yazınızı okudum..oh miss..Bu sene tatilde TURUNÇ tayız:)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

@perikizi, Ah ne mutlu bana ki yazdiklarim isinize yaramis. Biz cok cok guzel bir tatil gecirmistik, umarim sizin tatiliniz daha guzel gecer ve bir suru aniyi sirtiniza yukler donersiniz 💛

Adsız dedi ki...

Merhaba, Google'da araştırırken yazınıza sakladım. Umarım bu yıl da harika bir tatil olur. Bilene danışmakta fayda var, o yüzden size sorayım istiyorum. Cennet Koyu'nda konakladınız mı? Önerdiğiniz sessiz sakin, denizi güzel (Elbette hepsi öyledir tabi) hangi otel/pansiyon önerirsiniz?

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

@adsız, merhabalar yorumunuz için çok teşekkürler. Cennet koyu nda konaklamadık, yanlış yönlendirmek istemem. Ama hakkında çok güzel şeyler duydum, eminim çok güzel bir tatil olacaktır size. Sevgiler,

Murat Lokmaci dedi ki...

Çok zaman geçmesine rağmen imrenerek okuduğum bir yazı olmuş.2009 senesi yazı anacığımı kaybetmeden evvel ve önceki seneler eşim ve annem ile tatil yapmaktan bende müthiş keyif alırdım.Sonrasında uzun süre gidemedim oralara ve bir gün hayat devam ediyor dedim.Ya oralar çok değişmişti yada gezinin keyfi eksikti.Annenizin kıymetini bilin ve Sağlıkla uzun bir ömür geçirin...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

@murat lokmaci, güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Kaybınıza ise diyecek bir şey bulamıyorum, sabırlar ve geride kalanlara sağlık dilerim... anneler çok kıymetli, her an yanımızda olamayacaklar ama yanımızdayken dediğiniz gibi kıymet bilmek gerekiyor. Çok çok teşekkürler, sevgilerimle