14 Kasım 2014 Cuma

Kazık Kadar Hanımlar-Beyler Serviste

İstanbul'da hepimizin bildiği, son dönemde de gündeme gelmiş olan bir "servis" sorunu var. Servis deyince yanlış anlaşılmasın, çocuk servisi değil. Kazık kadar adamları, kadınları, tonla para aldıkları işyerlerine götürmek için tahsis edilmiş servislerden bahsediyorum. Kazık kadar dediğimde de ciddiyim, yeri geliyor 50 yaşındaki müdürler de servis bekliyor oluyorlar. Ancak servisin arkasında "Okul Taşıtı" yazıyor. Büyüyemeyen milletiz diyorum işte...

"Toplu taşımanın kötüsü mü olur?" diye bir yanılgıya düşülebiliyor bu konuda. "Aynı iş yerine giden 20 küsür kişi, tek arabayla gidiyor. Servis olmasa 20 araba daha çıkacak onun yerine. Bundan daha iyi bir katkı olabilir mi? Saçmalıyorsun." da diyor olabilirsiniz. Bu konunun iki yönü de tabiki tartışmaya açık. Ancak bizim gözümüzde, yetişkin servisleri çok büyük problem. Sabahları metro ve çevresinde, çevreyolu bağlantılarında, ana yollarda, sırf bu servisler yüzünden deli gibi trafik oluyor. Trafiğin sebebi hem çok sayıda olmaları, hem de fütursuzca gönüllerinin çektiği yerde durmaları, çift sıra parketmeleri, 40 yaşındaki kazık kadar adamı tam metronun girişinin önünden alabilmek için gittiği şeritte zort diye durmaları... Bunlar öyle uzatılabilir ki...

En azından otobüslerin durakları var ve öyle kafasına estiği yerde, zamanda duramıyor. Ancak servisler öyle değil... Hoop duruyor, hoop kalkıyor... İçerisinde uyuyan, gözündeki çapakları bile henüz temizlemeye vakit bulamamış, 30 yaş ve üstü insanlar...

Ne olacak, kaldırılsın mı servisler? Kesinlikle kaldırılmalı bence... Ancak İstanbul'daki mevcut toplu taşıma sisteminin yetmeyeceği aşikar. O zaman boğaz hattını yeniden vapurlarla, deniz otobüsleriyle, motorlarla aktif hale getirseniz de günde iki sefer değil, yarım saatte bir kaldırsanız? Yahut  otobüs seferleri arttırılsa? Üçüncü köprü yapılıncaya kadar, metro ağı genişletilse? Hem de hızlıca... Bu sayede servisle giden yetişkinler de yaşlarının gereğini yaparak toplu taşımayı rahatça kullansalar?

Bir de bu konuda çok merak ettiğim bir sorum var yurtdışında yaşayanlara: Yaşadığınız şehirde/ülkede, bizdeki gibi işyerlerinin servisleri var mı?


9 yorum:

Hazel Çelik dedi ki...

bizim şirkette öyle (gerçi ben arabayla gidiyorum evim servis güzargahında değil hemde yakın) okul taşıtı yazması önemli değil bence çünkü gün içinde okula hizmette veriyorlar.
bence tek tek arabayla çıkılmasından çok daha rahat servis olayı. bizimkiler nerelerde duruyorlar hiç bir fikrim yok gerçi ..

Kitapsız Kedi dedi ki...

Devlet kurumunda çalışıyorum ve servisle gidip geliyorum. Sadece benim oturduğum semtin çeşitli güzergahlarından işyerimize 5 tane büyük otobüs kalkıyor. Kuruma toplamda 30'a yakın servis aracı personel taşıyor. Güzergah olarak şehiriçini değil, çevre yolunu kullanmamıza rağmen 45 dakika sürüyor yol. Mesai 8'de başlıyor, ben saat 6'da kalkıyorum. Eğer servis olmazsa, önce otobüs sonra metro kullanmam gerekecek. Yol süresi de, 1,5 saate kadar çıkacak. Yüzlerce çalışanı olan böyle bir kurumda servislerin kalkması yüzlerce aracın daha trafiğe katılması anlamına gelecek. Mesai saatlerinin şaşmaması gereken hizmet kurumlarında servis hizmeti olması gerektiğini düşünüyorum. Hem trafik açısından, hem doğa açısından, hem insanların işe vaktinde varabilmesi açısından. Küçük şehirlerde belki daha farklı olabilir ama büyük şehirlerde bunun zorunlu olduğunu düşünüyorum .

Havva Peynirci dedi ki...

doğrusu istanbul gibi ucu bucağı belli olmayan şehirde çalışan insanlara servis yok demek,işkenceye yakın bi durum.
avcılar'da oturup,gebze'de çalışan bir kişinin gününü hayal edin.ev değiştirmek de iş değiştirmek de kolay değil.
istanbul hayatı hiç bir şehrin matematiğine uymaz bence.
mutluhaftasonu

bazenoyleolur dedi ki...

Ben de yurtdışında yaşıyorum 2.5 aydır. Fransa'dayım. Durum Avrupa'da farklı ama şu şekilde farklı. Buralar engebesiz bölgeler. Bu yüzden insanlar işlerine ve okullarına bisikletle gidiyor. Ulaşım ise çok ucuz. Bu yüzden de tramlar ve şehir içi otobüsler kullanılıyor. Ama kesinlikle şehir içinde servis yok. Zaten bölgeler arası bile otobüs yok. Tren kullanmak zorundasınç Ülkeler arası bile çok nadir otobüs olayı var. Ama bunun nedeni başta da dediğim gibi tamamen coğrafi konum ve İstanbul için hangi toplu taşıma durumu çözer bilemiyorum.

bücürükveben dedi ki...

İşe gelip gitmek hele İstanbul gibi bir yerde çok büyük sorun:( servisler kaldırılırsa nasıl olacak yerine nasıl bir çözüm gelecek? Bence sorunun kaynağı nüfus herkes İstanbul'a geliyor, iş arayan oraya, peki kardeşim Manisa'da, Erzurum'da, Aydın'da, Zonguldak'ta, Giresun'da aynı sektörde iş bulunamaz mı? Tabii ki bulunamaz!! dediğini duyar gibiyim işte her şehir İstanbul kadar iş olanağı sunsa böyle olmazdı herhalde. Tüm iş sektörlerinin en cazip iş sektörlerinin tek bir şehirde toplanması büyük hata. :(

başka şehirlere kaydırmalı..dengeli dağılım olmalı..Giresun'da da iş bulabilmeli...Alanya'da da...

cerenmus dedi ki...

Münih'te insanlar toplu taşıma, araba ya da bisiklet kullanıyorlar. En ekonomiği ve doğrusu yaz aylarında bisiklet çünkü engebesiz bir şehir. Toplu taşımaya ayda 50-70 euro arası ödüyorsun, tek biletle otobüs tren ve tramway kullanabiliyorsun. Özel araba için benzin fiyatları TCden ucuz ama park sorunu ciddi boyutta, şehir içinde park yeri pek olmuyor, kapalı parklar da saati 2 eurodan başlayarak yükseliyor, günde sanırım 8-13 euro arası ödüyorsun.
Bence servis candır çünkü ekonomik ve hızlı. Ama dediğin kural ihlalleri tabii ki cezasız bırakılmamalı, diğer sürücüler için okul ve iş servisleri gerçekten kahır büyük şehirlerde. Bu arada arkasında okul taşıtı yazar çünkü şöför işyerine sizi bıraktıktan sonra bir posta da okula öğrenci taşır genelde :) Kolay gelsin..

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Servislerin kafalarına göre pat orada, küt burada durmaları sıkıntı verici bir şey oluyordur tabii ki ama dolmuşlardan da alışkınız bence buna.:)
Valla uzun yıllar evvel kullanmıştım işyeri servisi ve gerçekten çok rahat bir şey çalışan için. Aksi taktirde ya arabasında trafik çilesi çekecek ya da toplu taşıma işkencesi. Servisi olan çalışanlar çok şasnlı bence. Bir kere insanın işine mutlu başlamasını sağlar, gergin ve sinirli değil. Bence hiiç ellemeyelim sevgili Kızlı Erkekli Kedili, kıymayalım o servisli çalışanalara.:))Bırakalım bari onlar huzurla gitsinler işlerine, sakin sakin başlasınlar mesailerine, değil mi?:)

safransarı dedi ki...

Her şeyin bokunu çıkaran millet olduğumuz için, düzen denilen olayı bir türlü kavrayamıyoruz..
elbette ki servislerin tümden kalkması saçmalık olur ancak bunu bir kalıba sokmalıyız artık.

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Yorumlarınız ve fikirleriniz için hepinize çok teşekkür ederim. İşte blog yazmayı en keyifli hale getiren şey; yorumlar. Herkes aşağı yukarı aynı şeyi belirttiği için tek bir yanıt yazmak istedim. Haklısın, malesef ki İstanbul henüz böyle bir değişikliğe hazır değil. Toplu taşıma çok yetersiz olduğu, nüfus ise artık sığmayacak kadar çok olduğu için servislerin kalkması halinde sistem çökecek. Ancak kurallar getirilebilir belki? Dolmuş niyetine orada burada durmaları yasaklanabilir, kapı kapı insan almaları ve bırakmaları yasaklanabilir, belirli toplama ve indirme noktaları belirlenebilir belki... Bu sabah yine sırf servisler dolayısıyla Sanayi mahallesi, Levent metro arasında kitlenen trafikte 20 dakika geçirmiş birisi olarak hala servislere çok sinirliyim... Ancak hem şahsi arabalara, hem de işe servisle giden çalışanlara ortak bir çözüm bulunabilir... Bu konuda bizim değil, yönetimlerin kafa yorması gerekiyor malesef... Ancak hiçbir problem çözülmediği gibi bu da çözülmüyor bir türlü...