21 Kasım 2014 Cuma

Gelmeyin Lütfen, Altın Kalmadı İstanbul'da...


Dün akşam ofisten çıkmamıza aşağı yukarı yarım saat kala birbiri arasında konuşan ve "Aaa yok artık, nasıl gideceğiz eve" şeklinde tartışan sesler yükselmeye başladı. Olayı anlamak için kulak kabarttım. Herkes elinde cep telefonu, açmış İBB Cep Trafik uygulamasını, açık ağızlarla bakıyorlar. Ne oluyor diye sohbete girdim ve olayın aslı anlaşıldı. Aslında İstanbul için çok sıradan olan trafik çilesinin, bir tık daha fazla olması sebebiyleymiş bu şaşkınlık... Sonrasında ofisten çıkarken aşağıdaki ekran görüntülerini çektim telefonumdan. Saat henüz 18.00 olmamışken böyleydi, kim bilir 18.30-19.00 sularında nasıl bir hal aldı... Ayrıca İstanbul dışında olanlar için ufak bir hatırlatma: haritada gördüğünüz bölgeler kısa mesafeler değil ve çalışan İstanbul'luların kullanması gereken yollar, yani mecburiyet... Böyle bir trafik olabilir mi? Böyle trafikli bir şehirde neden ve nasıl yaşıyoruz biz? Akıl sağlığımızı, iş performansımızı nasıl aynı seviye tutmayı başarabiliyoruz? Meşhur İsviçreli bilim adamlarına araştırma konusu olmayız hatta...

                

Ofisteki konuşmalarda "9km uzakta oturuyorum ama iki saatten önce eve varamam ki" cümleleri kuruluyordu. Her gün başetmek zorunda kaldığımız bu zorluklar çekilesi değil aslında. Ancak biz bu şehrin ve sisteminin o kadar içerisinde kalmışız, o kadar mecburuz ki devam etmeye... Bu noktadan sonra elimizi çekip, kaçıp gidemiyoruz... Belki gidebiliriz ama alışmışız bu yorgunluğa. Korkarım ki sakinlik yorar bizi aksi halde...

İstanbul'da yaşamak tam bir delilik... Ne olur gelmeyin daha fazla... Bizler kuşaklardır İstanbul'da doğanlar olarak kaçacak köyümüz yok, memleketimiz burası bizim... Ancak her geçen gün daha çok artan göç sonucunda yaşanmaz hale geldi memleketimiz... Sizler burada çalışıp, emekli olduktan sonra ağaç bahçeli mis gibi köyünüze döneceksiniz ve keyif yapacaksınız. Bizler ise burada, kalabalıkta, pis havada, kazandırdığından çok kaybettirdiği olan sistemin içerisinde kalacağız... Gelmeyin, lütfen... Daha güzel değil buralar. Biliyorum, İstanbul ve diğer büyük şehirler dışında iş imkanları kısıtlı, para yok piyasada. Ancak burada var da ne oluyor? Hayat o kadar pahallı ki bu şehirde... Kazandığımızdan fazlasını harcamak zorunda kalıyoruz çoğu zaman...

Lütfen gelmeyin, taşında toprağında altın kalmadı artık...


16 yorum:

Yasemin dedi ki...

Sevgili Kızlı Erkekli Kedili bir de İstanbullu :))
Çok zor bu konuya nereden başlasam nasıl anlatsam.
ben Şehir Plancısıyım.
Birileri İstanbul ile ilgili bir şeyler yazdığında dayanamıyorum konuşma ihtiyacı hissediyorum..
En başta şunu söylemeliyim ki son yıllarda İstanbul'a gelen kişi sayısında büyük bir artış yok, nüfus artış hızı normale döndü diyebilirim.
Ancak, yeni yapılacak projelerle.. 3. Köprü, 3. Havaalanı, Çılgın Proje gibi konuşulan ve başlamış olan tüm projeler için uyanık olmak lazım.
İstanbul'un beslendiği kuzey ormanları ve su havzaları yok ediliyor.
İstanbul'a trafik rahatlatma amacıyla 3. köprü yapılıyor. Bilimsel olarak "yol yaptıkça yoğunluk olur, trafik olur" ilkesi yokmuş gibi davranılıyor.
Toplu taşımaya gerekli yatırımın yapılması gerekiyor.
Bunlar kendimi sıkıp az yazacağım dediğim özet kısmı.
Sustum.
Özetle..İstanbullu olarak şehir, kentleşme, Uygulanan projelere aktif olarak katılma, ya da istemedikleriniz için ses çıkarmanız gerek.. Aktivistliğe davet ediyorum herkesi.
Ben mutfağındayım.
Ama bende vatandaşım. İşi korumam, kollamam gerek.
Yanlış kentsel politikalarla en ufak bir olayda, durumda trafik kilit. Yukarıdaki foto gerçeğimiz oluyor.
Saatlerce yollardayız.
Bilmem anlatabildim mi..
Güzel konuydu, çok söz var ama, bitirelim..
:)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Yasemin, çok şahane bir yorum oldu. Hele ki böyle ilk ağızdan durum özeti ve öneriler olunca bana çok teşekkür etmekten başka bir şey kalmadı ♥

Göç konusunda eminim ki senin bilgin çok daha kesindir ama sırf çalıştığım yerde bile bakınca herkes başka şehirlerden gelmiş. Yahu okuduğum okulda başka şehirlerden okumak için gelenler, mezun olduklarında İstanbul'da kaldılar... Bayramda seyranda, memleketine gidenler sayesinde boşalan İstanbul bile bu durumun göstergesi bence... Belki de göçün şekli değişmiştir? Bilmiyorum ki çok mutsuzum bu konuda.

Çok teşekkürler yorumun için, sevgiler ♥

Yasemin dedi ki...

Yok haklısın benimde okulumda İstanbul'da okuyanların sayısı bir elin parmağını geçmezdi..
Aynen.
Ben sadece 1950'den başlayan ve 1980-1990'lara kadar süren göç dalgası artık o şekilde gelmiyor diyorum.
Bir de şunu diyorum tabii, yukarıda saydığım projeler olursa, sürerse, biterse.. 2023'te nüfusun 50 milyon olacağına dair projeksiyonlar var.
Çok acı bir durumdayız.
Ve şehir bunu kaldırmaz.
Kaldıramaz.

Lazy Otter dedi ki...

Kimsenin kimseye git gel deme hakkı yok çok sıkılan çıkar gider şehirden. gidenlerin çoğu da keyfinden gitmiyor zaten sistem zorluyor. ülke ekonomisini yüzde 70 bir şehirde olursa mecbur insanlardan ekmek parası için gelir o şehre. bu oluşan durumun sorumlusu da insanlar değil, belediye ve devlettir

safransarı dedi ki...

dedenin dedesi nereli sen onu de
bırak şimdi gidecek köyümüz yok filan :D

yumiyum x dedi ki...

büyük konuşmak istemiyorum ama ne İstanbul ne de başka büyük bir şehir hiç yaşayamacağım yerler. Ben yapamam gelemem kalabalığa kalabalık olan yer her zaman korkutmuştur beni. Kendi adıma böyle ama işin açıkçası gelmeyin yorumuna katılamıyorum maalesef. kaldı ki anadoludaki herkesin de köyü bağı bahçesi yok olsa zaten göç etmez bir çoğu. Hem cidden büyük şehri çok yorucu bulup küçük şehirlere göç eden de çok insan var küçük şehirlerden çıkıp İstanbul'da yapabiliyorsa insanlar büyük şehirden de kaçabilirler isterlerse;)
memleket hepimizinse eğer sen git sen kal demek biraz incitici asırlardır İstanbullu olmak bir ayrıcalık kazandırmıyor ki yine dediğim gibi benim İstanbul'a gelme gibi bir düşüncem olmamasına rağmen üzüldüm okurken:(

Deren dedi ki...

Kaldirabileceğinden çok fazla yük yükleniyor İstanbula

Depresif Ayu dedi ki...

İstanbula ayda yılda bir gittiğimde 3 - 4 günde salağa dönüyorum. İzmirim sen hiç değişme nolurrrrrrrrrrrrrr :)

beyza aydin baser dedi ki...

İstanbul'da kaldırabileceğinden çok fazla yok var. Ve Yasemin'in söylediklerine katılmamak elde değil. Gelişmiş projelerin yapılması güzel lakin bu bölgelere yeni göçlerin alınması yerine, İstanbul içinde bulunan ve bulunduğu bölgede bir sivilce gibi duran yerleşimlerin ve iş sahası durumunda olan yerlerin kaydırılması daha mantıklı. Sürekli yeniyi eklemek kolay. Zor ve marifet olan, eskideki yanlışları düzeltip, yenilerini ondan sonra yapmak.
Bildiğim kadarıyla Osmanlı Döneminde İstanbul'a girişler kontrol altındaydı. Bir nevi vize sistemi gibi. Çok yerinde bir hareketmiş aslında. 1960'lı yıllarda İstanbul'a olan göç tufanında da öngörüler yapılabilseydi şu an bu halde olmazdık. Bu tür konuların devlet politikası (hükümet demiyorum, dikkatinizi çekerim) olması lazım. Ve şunu biliyorum, İstanbul'da dikiş tutturamayan, geçim sağlayamayan, gitmek isteyip -maddi olarak- gitmeye imkanı dahi olmayan ailelerin memleketlerine dönüş yapması için İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin desteği var. Yakın şehirlere gidecek ailelerin eşyaları aynı kamyona yükleniyor, biletleri alınıyor ve dönüşleri sağlanıyor. Bu önemli bir destek aslında. Ama tek başına yeterli değil tabi.

rahat yazar dedi ki...

çok haklısınız. bu şehir insanı boğuyor ama bir yandan da vazgeçemiyorsunuz. imkanlar da çok olduğundan göç almaya devam ediyor. o kadar toplu taşıma sistemleri, metrolar bile yetmiyor baksanıza:)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

safransarı, Vallahi yok bak... Dedemin babası Arnavutluk'tan göçmüşler İstanbul'a. Aynı şekilde eşimin ailesi de dededen Bulgar göçmeni olarak İStanbul'a gelmişler. Olmadı işte, bak yine olmadı, memleketim yok benim :))

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

yumiyum x, haklısın, çok kalabalık... Tabiki tüm memleket bizim ama "memleket" olarak adlandırılan, aslında doğduğun yer ve büyük ihtimalle çocukluğunun kuvvetli bir kısmını geçirdiğin, baba evinin olduğu şehir ayrı bir şeydir gibi geliyor bana... Sen olduğun, kökünün olduğu, bayramda ve tatilde gittiğin, büyük ihtimalle akrabalarının olduğu, emekli olunca kendisini kapısında bulduğun bir yer... Benim hayalim de buydu sadece...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Deren, çoook, her geçen gün de artıyor malesef ki... HEr geçen gün çarpıklık artıyor, kalabalık artıyor...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Depresif Ayu, İstanbul'dan bunalmış, daha sakin bir yerde yaşamak isteyen ama büyük şehirden de vazgeçemeyen çalışan kesim İzmir'e gelecek kii :) Dağıtacağız oraları da :)) Şaka şaka, İzmir çok güzel, umarım bu şekilde kalır...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

beyza aydin baser, bu yoruma ekleyebileceğim bir şey yok, çok teşekkür ederim. Belediyelerin bu desteği hakkında hiç bilgim yoktu, güzel bir uygulama ama dediğin gibi yeterli değil... Dönmek isteyenlere taşınma masrafı değil de dönecekleri yerde iş imkanı verilmeli...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

rahat yazar , işte o toplu taşıma ve metrolar aslında boş bir kalabalık... Önemli olan nicelik değil, niteliktir ya... Trafikte öyle çok otobüs var ama hepsi o kadar düzensiz, kuralsız, sistemsiz, rotasız ki işe yaramıyorlar. Minibüsler, taksiler, dolmuşlar, metrolar... Avrupa'daki gibi yıllar önce kurulmuş, tıkır tıkır işleyen bir sistem oturtamadılar...