8 Ekim 2015 Perşembe

Doğum Hikayem - Planlı, Genel Anestezi ile Sezeryan


Kızlı, erkekli ve kedili hayatımızı tüm samimiyetimle paylaşmak için açtığım bloğumuzun seyri son 9 ayda çok değişti ve sadece hamilelik hakkında yazılarla doldu. Öncelikle tüm bu süreçte yazıları takip eden, Google aramalarıyla ilk defa sayfalarıma ulaşmış ve güzel mesajlarıyla her zaman gelen kutumu şenlendirmiş güzel insanlara çok teşekkür ederim. Her zaman söylediğim gibi bu bloğun sayfalarını hem çekirdek ailemizin anı deposu, hem de farklı konulardaki tecrübelerimizi Google aramalarıyla gelen misafirlerimizle paylaşmak için yazıyorum. Bu girişten sonra mevzunun aslına gelmek isterim. Can oğlumuza kavuşma hikayemiz...

Ayarsız elimin uzun yazısını okumak istemeyenlere özet geçmek isterim: Oğlumuz Can'ımız 1 Eylül 2015 Salı günü saat tam 14.00'te, 3290gr, 50cm, genel anestezi sezeryan ile dünyaya geldi.

En başından beri planlı sezeryan ile kavuşacağımız belliydi ama 7. aydan itibaren bebeğimizin boynuna dolanan kordonu nedeniyle mecburi planlı sezeryan olarak şekillendi kavuşmamız. Doktorumuz gelenekselci olduğu için planlı sezeryan yapsa bile 40.haftayı mutlaka görmek istediğini dile getirdi en başından beri. Sıkıntılı geçen her ay, her günde bu kararını sorgulamış olsam da şuan geriye dönüp baktığımda ne kadar iyi bir doktorum olduğunu yeniden görebiliyorum... Çünkü bu sayede bebeğimiz normal doğumla istediği zaman doğmamış olsa da, gelişmesi açısından doğuma en hazır olduğu 40. haftasında dünyaya gözlerini açtı.

Doktorumuzla yaptığımız son görüşmemizde 1 Eylül 13.30 olarak karar verildi sezeryanımıza. 1 Eylül gecesi 12.00'den sonra yemek yemememi, 08.00'den sonra da su içmememi istedi anestezi uzmanımız. Zaten o gece heyecandan yemek görecek halimiz yoktu karı koca... Gidip gelip oğlumuzun odasına baktık, yatağının artık boş olmayacağını konuştuk, kıyafetlerini inceledik, heyecandan öldük öldük dirildik.

1 Eylül sabahı ise erkenden kalkıp hazırlandık, bizden istenildiği gibi saat 10.00'da hastanede olduk. Gider gitmez odamıza alındık, 15 dakika sonra hasta bakıcımız gelip beni hazırladı, hızlıca ameliyat kıyafetlerimin içerisinde buldum kendimi. Ardından hemşiremiz geldi, nst cihazına bağlandım ve  bağlı olduğum yaklaşık 1 saat boyunca 10 dakikada bir hatırı sayılır kasılmalarım olduğunu gördük; yani o gün sezeryan olmasaydım da oğlumuz 1-2 gün içerisinde mutlaka bize kendiliğinden gelecekti! Ben bir yandan nst'de bağlıyken, bir yandan da damar yolum açıldı ve ameliyat öncesi gerekli tahlillerin yapılabilmesi için kan alındı. Sonrasında ise bekleme başladı... Taa ki saat 13.00 civarında doktorum gelene kadar. Odamıza geldi, kısa konuştuk, heyecanımı gördü ve hazırlanmak için yanımızdan ayrıldı. 13.30 civarında ise artık zaman gelmişti, odama sedye ile beraber hemşire ve hasta bakıcılar geldi. Beni sedyeye aldılar, ve odadan çıktık, asansöre doğru ilerledik. Asansörde artık tek başıma olmam gerekiyordu ve direkt olarak ameliyathaneye gidecektik. Bu nedenle o noktada eşimden, annemden ve babamdan ayrılmam gerekiyordu; işte orası zordu... Aynı zamanda 6.5 ve 7 numara bozuk gözlü birisinden gözlüğünü almak da neyin nesi oluyor, çok fena, kör bir şekilde ameliyathaneye çıkartıldım resmen! Gözüm de doğru düzgün görmediği için her şey daha korkutucuydu, seçemiyordum yüzleri, doktorumu bile sesinden tanıdım... En çok dikkatimi çeken, ameliyathanenin soğukluğu ve dezenfektan olduğunu düşündüğüm ağır koku oldu. Beni sedyeden ameliyat masasına transfer ettiler, etrafımda asistanlar olduğunu düşündüğüm tanımadığım kişiler vardı. Doktorum beni rahatlattı, anestezi uzmanım ise başımdaki yerini aldı. Omuzlarımdan aşağıyı göremeyeceğim şekilde perde çekildi önüme, kollarım ise iki yana dik şekilde açılarak bağlandı. Bu sırada doktorum bir soğukluk hissedeceğimi, vücudumu boyayacaklarını söyledi. Bu işlemin ardından ise anestezi uzmanım güzelce maskemi taktı, beni minik minik lafa tuttu ve en son hatırladığım "Burnun ne güzel, estetikli mi?" diye sordu, "Yook değil" diye cevap verdim ki ardından gözümü açtığımda ameliyat masasından sedyeye transfer ediliyordum. Boğazım kurumuş, her nefes aldığımda tentürdiyot kokusu içimi kaplıyordu. O an gözlerim açık, görüyordum, ayıktım ama ilk kelimelerimi söylemekte zorlandım; ilk birkaç denemede başarısız olsam da sonunda "İyi mi?" diye sorabildim, aldığım "Çok iyi, her şey yolunda" yanıtıyla içim rahatladı ve sedyemi asansöre doğru sürmeye başladılar. Normal ameliyatlar gibi önce ayılma odasına alınacağımı düşünürken, ameliyat masasında kendimi ayılmış bulmak ve direkt olarak asansöre alınmak beni o an bile çok şaşırttı. Asansörle odamın olduğu alt kata vardığımızda beni kapıda eşim, annem ve babam karşıladılar. O an gerçekten ayık olmama rağmen, gerek ayların yorgunluğu, gerekse stres ve ardından gelen rahatlama sebebiyle oldukça uykulu ve yorgundum. Bu nedenle o 10-15 dakikayı çok net hatırlamıyorum :) 

Odama vardığımızda sedyeden yatağa transfer edildim, iki hemşire gelip yarama baktılar ve kanamayı kontrol ettiler. Ardından ise hayatımızın en güzel anı yaşandı ve eşimle beraber oğlumuz odaya girdiler. Hemen hemşire Can'ımızı kucağıma verdi, göğüsüme yatırdı. Şişmiş, anne karnında kaplı olduğu kremli suratına baktım, inanamadım... (Oğlumuzu görme anımla ilgili ufak bir parantez açmak isterim. Benim özel isteğimle, oğlumuzu ilk olarak eşim gördü, ardından da ben gördüm. Bu sırada ailemiz bebeğimizi görmedi ve bu özel an, bize özel olarak kaldı. Ne zaman ki eşimle beraber oğlumuza kovuştuk, ardından ailemiz bebeğimizle tanıştı...). Çekirdek aile olarak bu anı yaşadıktan sonra yanımıza annem, babam, eşimin annesi ve babası geldiler; onlar da oğlumuzla tanıştılar. 


Bu andan itibaren hastanede kaldığımız iki gün, her an daha iyileşmekle birlikte, gerçekten de en zorlu zamanlarım oldu. Sezeryan kelimesi dilden dile rahatça dolaşıyor olsa da gerçekten zorlu ve ciddi bir ameliyatmış... Ameliyatın ardından 6 saat sonra sondam çıkartıldı ve ilk defa ayağa kaldırıldım, çok zordu, en zoruydu, böyle bir şey daha evvel yaşamamıştım... Bu andan itibaren ayıla bayıla bile olsa, hastaneden çıkana kadar her an yürümem beklendi. Kat koridorunda sürekli bir ileri bir geri yürüdüm. Her yürümenin sonunda daha iyi oldum, yürüdükçe açıldım. Bu sırada oğumuz yanımızdan hiç ayrılmadı, sadece bez değiştirilmesi için aldı hemşireler. Yine eşimle isteğimiz üzerine refakatçim eşim oldu ve bu sayede hem biz, hem de oğlumuz alışma sürecini çok güzel tamamladık, tanıştık. 2 Gece, 3 günün sonunda oğlumuzla beraber çıkışımız yapıldı. İnsan vücudunun iki günde nasıl kendini iyileştirebildiği konusu ise öyle şaşırtıcı ki... Hastaneden yardımsız bir şekilde oğlumu kucağıma alıp, dimdik yürüyerek çıkabildim. Tabiki yorgundum, tabiki canım acıyordu ama yaşıyordum, bebeğim kucağımdaydı, daha başka ne isteyebilirdim ki...

Evimize vardığımızda ise yeni hayatımız başladı. Yorgunluklar, uykusuzluklar, korkular, endişeler, mutluluklar, çok şükürler başladı; iyi ki başladı, iyi ki geldi Can oğlumuz, hoşgeldi Can oğlumuz ♥

13 yorum:

bücürükveben dedi ki...

Canım gözün aydın, hayırlı, uğurlu olsun, ismiyle yaşasın.
Bloğuna ara vermiştin demek sebebi buymuş:) ama özledim seni umarım bebeğe rağmen yazı yazacak fırsat bulursun.
Sevgilerimle. :)

beyza aydin baser dedi ki...

Maşallah, çok tatlı oğlunuz:)
Allah sağlık, mutluluk ve huzur versin.
Size de gelmiş geçmiş olsun:)

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Yine çok duygulandım. Hele hele bazı yerlerde gözlerim doldu inan. Ne iyi oldu her anını yazdın bloga. Sizin için harika bir şey olacak geri dönüp bakınca. Bizler de adım adım takip etmiş olduk, işte bu yüzden doğum sürecini okumak iyice içimi titretti. Çok geçmiş olsun diyeyim yeniden. Zor bir hamilelik geçirdin ama tam tersi, kolaylıklar içinde, su gibi büyütün işallah Can'ınızı. :) Anneannemin bir lafı vardır, Allah ömürlü kullarına katsın der. Ben de bunu diyeyim oğluşunuz için. Ve tabii kocaman bir MAŞALLAH!!

Aile Albümü dedi ki...

Hamilelik günlüklerini bazen okurken bulurken kendimi içten içe bu duruma hazırlamış olabilir miyim acaba? Maşallah Can'a, adıyla yaşasın, hep gülsün^^ Şimdi geriye dönüp günlüklerini anne adayı olarak okumaya başlayacağım.Ve bence 9 ay bloğunda anı biriktirmek harika.Darısı başımıza.Allah bir ömür sağlıklı ve hayırlı bir çocuk olmasını nasip etsin.

yazmasam delirirdim dedi ki...

Ablamdan biliyorum onu sezeryana almak istemislerdi de asla diyip 2 gün sancısı başlasın diye dua ediyorduk. Sağlıkla geldi, sağlıkla büyüsün Can bebeğin. Biz de burda imrenerek okuyalım. Umarım 1 ayda kendini biraz toparlamışsındır, zorlu olduğunu biliyorum :(


Sezeryanla doğururum pıt diye çıkıyo oldu bitti diyenlere, zamanı geldiğinde bu yazıyı güle güle okutcam :)

İki Balık Bir Kedi dedi ki...

Bu yazıya yorum bırakmışsın,az önce gördüm :) http://2balik1kedi.blogspot.com.tr/2014/04/elifle-kavusma-hikayemiz.html

Maşallah Can'a ve sana, size.. Hep sağlıkla ve güzel günlerle geçsin hayatınız..
sevgiler çokça

Nur Kibritci dedi ki...

Tekrar gözünüz aydın,Allah analı babalı büyütsün.Ömrü uzun ve sağlıklı olsun.Annesi ben yine size benzettim,babaya da benziyor ama :))) Instagramda da size benzediğini yazmıştım.Resimlerde öyle valla ,daha kırk şekile girecek.Sevgiler....

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

bücürükveben çok teşekkürler ♥ Evet, aramın sebebi beyfendi oldu. Bundan sonra da biraz ağır aksak oluyor ziyaretlerim ama elimden geldiği kadar buralarda olmaya çalışıyorum.

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

beyza aydin baser, çok teşekkürler, inşallah ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Gokkusagi Dosyasi, çok teşekkür ederizzz ♥ gerçekten azimle yazdım her şeyi, daha şimdiden bile geri okurken çok keyifli oluyor. Her zamanki gibi güzel dileklerin için çok teşekkürler ♥♥♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Aile Albümü, ah çok güzel :)) Ah ne güzel heyecanlardasınız. DArısı başınıza, sağlıkla ve zamanında kavuşun yavrunuza. Çok heyecanlıııı ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

yazmasam delirirdim yok yoook öyle pıt diye bittiği falan yok sezeryanın, zormuş gerçekten. Ancak iki ay geçince ne şekilde çıktığını hatırlamıyorsun bile bebeğinin, tadından yenmiyor ya gözün başka şey görmüyor :))

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Nur Kibritci , çok teşekkür ederizz ♥♥ Tabi oğlanın rengi sarı olunca babaya benzetiyor herkees direkt olarak. Ancak detaylarda ben de gizliyim, çaktırmıyorum ;))