7 Ağustos 2015 Cuma

Hamileliğimin 33, 34 ve 35. Haftaları


32. Haftamda doğum iznine ayrılmış olmanın heyecanıyla başladım evde dinlenmeye ve çalışırken zaman bulamadığım hazırlıkları tamamlamaya... Derken anladım ki 32.haftada doğum izninin bir mantığı varmış, o haftadan sonra her şey tepetaklak oluyormuş... Hamileliğin son ayı, tüm zorluklar baş gösteriyormuş. 

33. haftama girdiğimde daha önce ilk defa bayramda tecrübe ettiğim bir sancı yaşadım. Tam sol kasığımda bıçak gibi giren, elimi ayağımı kesen bir sancı... Dediğim gibi ilk olarak bayram günü arabadan inerken yaşamıştım bu sancıyı... İkincisini de annemle beraber kuaförde pedikür yaptırırken tecrübe ettim (Hatırlatma 1: hamileliğin son iki ayında ayak tırnaklarınıza ulaşamıyorsunuz ve yardıma ihtiyacınız oluyor). Yarım dakika kadar süren bu sancının sonunda hem canımın derdiyle, hem de dinlenmeyi denemek için acele olarak eve gittik, ben biraz yanıma doğru yattım ve şükür ki geçti. Eğer ki geçiyorsa, anladık ki çok mühim bir şey değil... Yine allahtan iki gün sonrasında doktor randevumuz vardı, konuyu görüşürüz diye düşündük. O gece aynı sancı, aynı yere ufak ufak yine girdi; biraz hareket vs derken atlattık. Ancak tekrarlayınca, hemen ertesi güne randevumuzu değiştirdik ve kontrole gitmeye karar verdik.

Doktor kontrolümüzde konuyu dile getirdim, sancıyı anlattım. Ekstra hiçbir şey yapmayı sevmeyen doktorum "Bu rahim kasılması değil, bebek de sen de çok iyisiniz. Bu anlattığın fiziksel bir sorun. İyice gözlemle, olmadı iki gün sonra gel, rahim boyunu ölçelim ki kısalma var mı görelim." dedi ve bizi her zamanki "normal bunlar" tavrıyla postaladı :) Hatırlatma 2: Hamilelikte her şey normal... Ölüyorum desen normal diyorlar.

O geceden sonra sancım devam etti. Gece uykuları haram oldu, gündüz oturmaları ise işkence... Öyle canımı acıtan, uykulardan sıçratan, ağlatan bir acı ki anlatamam... Mecbur gittik doktora iki gün sonra... Vajinal ultrason ile kontrolü yaptı, rahim boyunu ölçtü; kısalma yerine aksine haftama göre oldukça kuvvetli olduğunu söyledi (4cm civarında)-(doğum yaklaştıkça bu boy kısalıyor, bebeğin kafası kavisli bir şekilde aşağıya doğru iniyor). Yine bir problem görülmedi... Daha detaylı bakınca ise sancılarımın sebebi anlaşıldı: Çikolata kisti!! Hamilelik hikayemizin en baştaki ilk kahramanı olan çikolata kistlerim, durdukları yerde duruyorlarmış meğerse. Rahim ağızına dayanmış oğlumuzun kafasının hemen yanında kocaman kistim duruyor ve oğlumuz (ya da ben) hareket ettiğimde o kiste basıyormuş. Tabiki kist de durur mu, yanında ne bulursa (sinir, kas, meshane vb.) onlara bastırıp beni çığlıkla sıçratıyormuş. Ne çektim şu kistlerden yahu! Velhasıl yapılabilecek hiçbir şey yokmuşşşş, çekecekmişimmmm, çok sıkışırsam ağrı kesici olarak Minoset içebileceğimi ama bu tip ağrıda pek fayda etmeyeceğini söyleyerek bizi yeniden postaladı doktorumuz.

Bu sancım 34.haftam boyunca da artarak devam etti... Geceleri yarım saatte bir daldığım uykudan çığlık atarak uyandım. Sancının geçmesini bekledim, ağrıdan tekrar uyuyamadım... Sonuç olarak 11'de yatıp 12.30'da uyandığım ve tekrar ancak 5'te uykuya dalıp da bir saat kestirebildiğim bir uyku düzeni yaşadım. Hem uykusuzluk, hem de çektiğim acı, beni hem fiziksel hem de psikolojik olarak oldukça yıprattı. Derken 35.haftamda sancım gittikçe azalmaya, gecede 2-3 defaya indi; ardından da 1 defaya... Gece uykularımdan sadece saat başı kalktığım tuvalet ziyaretleriyle uyanmış oldum.

Eşimle beraber doktorculuk oynayıp, yorum yaptığımızda şöyle bir sonuca vardık: Oğlumuz değişen pozisyonu gereği bir anda çikolata kistime baskı yapmaya başladı. Ancak bebekler de robot değil tabi, sürekli pozisyon değiştiriyorlar anne karnında; oğlumuz da pozisyonunu yavaş yavaş yeniden değiştirdiğinde kistime yaptığı baskıyı azalttı ve benim sancılarımı kesti.

Çok uzattığım lafın kısası, bu üç hafta benim için çok zorlu geçti ama sonunda çok şükür ki rahatladım. Evde dinlenmeye, annemin ve ailemin sonsuz yardımlarıyla da bebek odasını, eşyalarını, evi hazırlamaya devam ettik. 35.haftanın sonunda ise oğlumuzun odası ve tüm eşyaları hazırlanmış, benim ve oğlumuzun hastane çantası hazırlanmış, evimizin iç kapıları değişmiş, temizlik için yardımcı ablalarımız sayesinde dip köşe tüm ev temizlenmiş olarak hazır bekler moda geçmiş bulunuyoruz. 

Çok güzel heyecanlar, içimiz içimize sığmıyor. Sağlıkla ve istediği zamanda gelsin artık oğlumuz, başka bir şey istemiyoruz...

Bundan sonraki yazılarımda haftalık notların yanında, hastane çantamızı ve oğlumuzun odasını sizlerle paylaşacağım. Şimdiden heyecanlandım cicili bicili yazı için :)


4 yorum:

burcuuuuk dedi ki...

Ben de heyecanla bekliyorum o cicili bicili yazıları :)
Biz şu an taşınma ve yerleşme telaşı yaşıyoruz o yüzden hiçbir şey yazamıyorum ama okuyorum :)
Bebişe de sana da sağlık diliyorum canım.

Hazel Çelik dedi ki...

hadi çok az kaldı :) merakla bekliyoruz bir sonraki yazıyı

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

burcuuuuk , ahh Burcu'cuğum kolay gelsin, hızlıca bitin telaşınız... Son iki haftadır koltuktan kalkacak enerjiyi bulamıyorum, ev taşıma telaşını hayal bile edemiyorum...

Sana ve güzel oğluşunuza da sağlıklar olsun, vaktinde ve hayırlısıyla kavuşalım prenslerimize ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Hazel Çelik, gerçekten az mı kaldı? Sanki yıllardır hamileymişim ve hep böyle kalacakmışım gibi hissediyorum.

Laf aramızda tam sıcaklar bastırmadan öyle güzel zamanda doğurdun ki maşallah diyeyim :) Ağustos ayına gelen 9.ay ölümcül bir şeymiş...