25 Nisan 2014 Cuma

Park Değil, Müze: Atatürk Arboretumu


Duvarlar, betonlar, arabalar üzerimize üzerimize gelirken kaçacak ve nefes alacak yer arıyoruz. Kışın soğuktan, yazın da sıcaktan dolayı atamayabiliyoruz kendimizi sokaklara. İşte bahar denen can, tam olarak bunun için var. Limonata gibi hafif rüzgarın, pırıl pırıl güneşin, tadı damaklarda bırakan çiçeklerin mevsimi. Tabiki İstanbul gibi bir şehirde orman, yeşillik, park bulmak oldukça zor...

Hem çocukluğumdan hatırladığım, hem de son dönemde eş dosttan çokça duymaya başladığımız, Bahçeköy/Sarıyer'de bulunan, Belgrad Ormanı'nın içerisinde yer alan Atatürk Arboretumu'nu ne zamandır aklımıza takmıştık . Ziyaret için bulutsuz bir hava kolladık hep, sonunda yakaladık ve koştuk. Öncelikle her zaman yaptığımız gibi bir internet araştırmasına giriştik. İlk olarak evimize 15 dakika mesafede olduğunu öğrendik. Ardından hakkında daha fazla bilgi ararken, pek de faydalı yazılara ve fotoğrafçı elinden çıkmamış, amatör fotoğraflara rastlayamadığımızı farkettik. Bu yazımın tam olarak hedefi budur... Bol bol fotoğraf ve yazılı bilgi ile elimden geldiği kadar anlatmaya çalışacağım bu güzelliği. Herkesin mutlaka gitmesi gereken, mis gibi, tertemiz, şehrin ortasında sakinlik barındıran bir yer...

Bence en az 2-3 saatinizi ayırmanız gerekiyor. Tadıyla, keyifle, uzun uzun gezmeli... Hatta burayı gezdikten sonra ardından hemen Belgrad Ormanı'na geçmek de kesinlikle yapılması gereken bir şey. Bu kadar oksiyenin sonunda akşama yattığınız yeri bilemeyebilirsiniz :) 

Öncelikle "Arboretum" Nedir? Vikipedi'ye sordum, söyledi TIK TIK. Özetle "Ağaçlara Adanmış Botanik Bahçe" anlamındaymış. Bilgi almak için işletmesini de aradığınızda telefonda anlatıyor zaten "Burası bir park, piknik alanı değildir. Burası bilimsel bir ağaç müzesidir. Piknik yapmak, bisiklete binmek, top oynamak, yemek yemek, yasaktır....vs". Bu konuda herkes çok saygılı. Saygılı olmayanlar için de devriye gezen motorsikletli görevliler var ve derhal müdahale yapıyorlar. Bahçenin/müzenin içerisinde, ülkenin iklim koşullarında yaşayabilen, dünyanın dört bir yanından getirilmiş çeşitli ağaçlar bulunuyor. Her ağacın altında ufak bir tabela var ve bilgileri bulunuyor.

Malesef ki giriş ücretli: haftaiçi 5TL, haftasonu 10TL, öğrenci ise yarı fiyatına indirimli. Böyle güzel yerlerin ücretli olması ne yazık ki hiç hoşuma gitmiyor... Ancak, park/orman değil de müze olarak görürseniz biraz daha anlam kazanıyor.

Girişe geldiğinizde "ücretsiz otopark" diye adlandırdıkları bir alanla karşılaşıyorsunuz ama yalan bence. İlerleyen saatlerde kalabalıklaşan mekanın arabaları kesinlikle o alana sığmadı, etrafta büyük kargaşa vardı. Biz ise erken saatte damladığımız için bomboştu. Zaten güzel fotoğraflar çekeyim, rahat rahat ve sessiz bir şekilde gezeyim derseniz, erken saatte gitmeniz tavsiyemdir. Girişteki gişede ödememizi yaptıktan sonra Avrupa'daki parkları andıran mis gibi bir alana adım atıyorsunuz. Girişte sizi mekanın yerleşim planı karşılıyor. Göz atmadan geçmenizi önermem, aksi halde kaybolursunuz (Tamam tamam, kaybolmazsınız ama ben çok korkak bir insanım.)


Ufak bir eğimli yoldan aşağıya doğru yüyüyünce bahçenin kalbine geliyorsunuz. Meydan usulü kurulmuş bu bahçenin ortasında görkemli bir fıskiye karşılıyor sizi. Tüm yollar da bu fıskiyeden doğru etrafa açılıyor.


Biz de en sağdaki yoldan başlayalım diye düşündük. Ufak bir gölün etrafından dolanıp, yukarıya doğru çıkmaya başladık. Bu yol üzerinde öyle güzel manzaralarla karşılaştık ki...


"Kızlı Erkekli Kedili'nin erkeği de çok keyif aldı burada olmaktan. Bana oranla yürüyüşü daha çok seven kocama ilaç gibi geldi bu gezi.


Sanıyorum ki bu yolun başlangıcından, aşağıdaki gölete doğru bir su akışı varmış. Nedendir bilinmez, kurumuş bir şekilde ama ardından çok keyifli bir manzara bırakmış. Katman, katman...


Eğimli yolu, tepeye kadar tırmandığımızda ise arkamızda tüm bahçenin güzelliği seriliyor. Tabiki bize de düşen, sırtımızı verip hemen fotoğraf çekinmek :) Dizi dizi katır tırnakları ile güneş gibi sapsarı parlıyor her taraf. Katır tırnaklarının bendeki önemi neden bu kadar büyük bilmiyorum ama annemin en sevdiklerindendir. Çocukluğumda, katır tırnağı gördüğümüz her yerde annem durur ve severdi hep. Hatta kopartıp, eve getirirdi, çıtır çıtır canlandırırdı her yeri. Bu nedenle beni çocukluğuma götürür, mutlu hissettirir bu çiçek.


Yokuş tırmanmaktan yorulduğumuz noktada eğim aşağıya doğru inmeye başladı. Biraz rahat nefes almaya başlarken yine yukarıya tırmandık, sonra yine aşağıya indik... Birbirini kesen, birbirine çıkan öyle çok yol var ki... Birisinden girseniz, ötekisinden çıkıyorsunuz...

Tüm bu kesişen yollar üzerinde sayısız fotoğraf çektik. Bu fotoğraflardan sadece mekanı anlatmak için ufak bir özet geçiyorum size. Yoksa kendimi alamaz da hepsini buraya yüklersem çok sıkılırsınız :)


Bu dizi dizi ağaçlar çok hoşumuza gitti. Arada bulutların arasına saklanıp, sonrasında yeniden çıkan güneş ile öyle güzel oyunlar oynadılar ki... Gölgeler, ardından ışık kümeleri...


Böyle yokuşlar da çıktık. Fotoğrafta da belki dikkatinizi çekeceği gibi, her yerde ve her köşe başında kameralar var. Bir şekilde güvenlik görevlilerinin, bu kameraları kontrol ettiğini düşünüyoruz.


Çift olarak gezmenin dezavantajı da budur: Beraber fotoğraf çekinmek. Ah ne büyük zorluktur o... Fotoğraf makinesinde, görmeden böyle denk getirebilmeyi de zamanla ve tecrübeyle öğrendik :)


Ben korkak insanımdır, demiştim yukarıda. Korkum boşuna değilmiş... Tabela bile koymuşlar, kaybolabilirsiniz, demişler. Bu noktadan sonra tırım tırım bir geri dönüşüm vardı ki sormayın... Hep "The Walking Dead", "Revolution" gibi dizileri seyretmekten oluyor bundan...


Ağaç manzaraları... Baharlar bu nedenle güzel... Yemyeşil, yeni çıkmış yapraklarla dolu tüm ağaçlar. Yazın koyu yeşile dönecek bu ağaçlar, şuan fıstık yeşili...


Yokuşlar, inişler, çıkışlar...


Tüm yokuşların sonunda çok güzel bir göl kenarına geldik. Bank görmüş masum köylü misali dinlenmek için attık kendimizi üzerine. Hem biraz dinlenmek, hem de gölü izlemek için çok güzel bir fırsattı.


Göl olur da paytak ördekler olmaz mı... O tombili göbeklerini devire devire yürüdükçe, ben dudaklarımı ısırdım durdum. Elimde fotoğraf makinesi, peşlerinden koştum.


Bank bulunur da fotoğraf çekilmez mi... Tabiki çekilir...


Büyük göl öyle güzel görünüyor ki... Biz de anılarımızı taze tutabilmek için beraber fotoğraf çekindik... Bakıp bakıp hatırlamak için...


Gölette paytak ördeklerin bir de başka bir arkadaş grubu var, kaplumbağalar. Kutucuk kutucuk evlerini almışlar sırtlarına, güneşleniyorlar.


Beraber fotoğraf çekinmek demişken... Benim akıllı kocam tam gölün kenarında duran bir çöp kutusunu farketti. Hemen fotoğraf makinesini çöp kutusunun üzerine yerleştirdi ve otomatik çekim moduna aldı. Sonucunda tam boy, beraber bir fotoğrafımız oldu. Yanlız bir çiftken çareler tükenmez ;)


İşte böyle felekten bir gün geçirdik. Akşamüzeri eve döndüğümüzde oksijen çarpması yaşadık, beyin hücrelerimiz kendini kaybetti.

Giderken Mutlaka: 
Yanınızda su götürmenizi şiddetle tavsiye ederim. Belki vardır ama biz büfe gibi bir yer göremedik, susuzluktan dilimiz damağımız kurudu.
♥ Fotoğraf makineniz var ise mutlaka yanınıza alın. Öyle güzel manzaralar var ki cep telefonunun kamerasıyla çekilen resimler hakaret olur bu güzelliğe.
♥ Erken saatte gitmeye çalışın. Hem arboretumun içi, hem de Belgrad Oramanı yolu çok kalabalık oluyor, boşuna trafik saatine kalmayın.
♥ Aç gitmeyin, açlığa çok dayanamayan bir yapınız var ise mutlaka ufak bir bisküviyi çantanıza atın. Hem yürüyüşünüzün sonunda yemyeşil çimenlere yayılıp, ufak bir atıştırma anı pek de keyifli olur.
♥ Arabanızı bırakacağınız ücretsiz otopark kısmında da uyarıları göreceksiniz ama bir de ben uyarayım, asla ve de asla arabanızda görünür şekilde değerli eşya bırakmayın. Öyle çok arabanın camını kırıyorlarmış ki...
♥ Eğer ki yakın zamanda İstanbul'da evlenecekseniz, düğün fotoğraf çekiminizi mutlaka burada yaptırın. Mutheşem fon manzaralarıyla ölümsüz fotoğraflarınız olacaktır.
♥ Üstünüze eşofmanınızı, ayağınıza ise spor ayakkabınızı giymeyi unutmayın. Park gibi algılansa da oldukça büyük bir alan, 3 saat normal ayakkabı ile yürümek istemezsiniz.
♥ En önemlisi, yanınıza sevdiklerinizi alın. Beraber fotoğraflar çekinin, çimenlerde yayılıp sohbet edin, sıkı sıkı sarılın. Anılar... En kıymetli...

27 yorum:

Aylin Atilgan dedi ki...

çok ama çok sevdim ben burayı ne zamandır aklmda ama bir türlü gitmek fırsat olmadı şu andan itibaren yapılacakları arasında:)
Çok güzel anlatmışsın insan gerçekten bilgi sahibi oluyor eline sağlık:)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Aylin Atilgan, çoook güzel bir yer, kesinlikle tavsiye ederim ;) Yazıyı beğendiğine çok sevindim, maksat böyle saklı kalmış güzellikler duyulsun :) Sevgiler ♥

Esra dedi ki...

Ağzına sağlık tatlım.
Merak ediyordum bende, sen açılışı yaptığna göre, bende ilk fırsatta gideceğim :))

Emel Sevren Pınar dedi ki...

Tam benlik, tam bizlik:)
Ailece bayılırız biz orman içlerine dalmaya:) Ama o tabela benide korkuttu:) Kaybolursunuz diye koca koca:)
Yok mu kaybolanı bulan bir team, bir mekanizma:)
Allahtan Alp Oryantiring yapıyor:) Ben dalayım o bilinmeze, merakda ederim:)
Dur önümüzdeki haftasonuna Mete ve Alp ile bir istişarede bulunup yapalım planımızı. Suda alalım, sandviç yapalım, termosa çay falan hı?
ay pek heyecanlandım, teşekkürler valla süpersin sen.

Kitapsız Kedi dedi ki...

Ne güzel bi yer. Daha önce de İlhan Bey'in şu yazısında okumuştum: http://ilhanucer.blogspot.com.tr/2014/04/ataturk-arboretumu.html Şanslısınız evleriniz böyle muhteşem bir alanın yakınında.

Gizem dedi ki...

çok güzel anlatymıssın ben de aldım listeye :) eşinle çok yakısıyorsunuz buarada...:)

darkolivee dedi ki...

harika harika harikaaaaa
bayıldım yaa içim gittiii <3

Yazdan Kalan dedi ki...

Göletteki kaplumbişlere bayıldım nasıl da dizilmişler öyle minnoşlar. Güzel bir gün, güzel anılar...

Persephone dedi ki...

Offffff çatladım kıskançlıktan o kadar diyim yani...:)))Fotolar birbirinden güzel....Anlatım muhteşem...En kısa zamanda gidilmesi gerekenler listesine eklendi;)Sevgiler...

Kelebenk dedi ki...

Ne güzel olmuş sizin için , bende merak ediyordum burayı hatta dün nasıldır diye düşünüp araştıracaktım :) Bu yazını okudum öğrenmiş oldum :)

Havva Peynirci dedi ki...

bayıldım,hem fotolarına,hem mekana,hem size,
tatlı çift:)

Müjde Dural dedi ki...

Ne güzel harika bir yermiş, Atatürk ismi de çok uygun olmuş, resimlere de bayıldım harika çıkmışsınız eşinle, diğer resimler de çok güzel, yahu arbo marbo söylemesi bile güç şuna Atatürk Bahçesi desinler olsun bitsin kardeşim:)))hani mail atasım geldi...:)Atatürk Bahçesi ben beğendim ismi ne dersin?
sevgilerimle:)

xCoach Incompréhensible dedi ki...

oh!
gidilmiş gezilmiş :))
pek güzel.

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Gerçekten bayıldım, ne güzel yer öyle. Son derece özendirici, gidilecek yer olarak not aldırıcı, harika bir yazı olmuş. :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Esra'cığım, kesinlikle tavsiyemdir :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Emel Sevren Pınar, kaybolursunuz diyor, aklımda zombiler canlanıyor ve kaçıyorum; kurtaran ekip var mı bilmem, ben kendimi kurtarıyorum hemen :))

Şahane yaparsınız bence, mutlaka tavsiyemdir. Ancak güneşli havası makbul...

Oryantiring ile ilgili bir belgesel izlemiştik geçenlerde İz TV'de, şahane bir şeymiş. Hem fiziksel hem de zihinsel bir aktivite... Darısı bizim için fiziksel aktivitelere inşallah, amin :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Kitapsız Kedi, İlhan beyin yazısını sayende gördüm. Birbirinden habersiz insanların dikkatini çeken noktaların aynı olması çok keyif verici. Benzer noktalar dikkatimizi çekmiş :)

Yakınmışız, biz de bilmiyorduk. İşe güce nasıl daldıysak, koşturmacaya nasıl ayak uydurduysaki burnumuzun ucundakini görmüyoruz...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Gizem, listeye almana çok sevindim, tavsiyemdir :)

Çok teşekkürler güzel yorumun için ♥ Kalbimiz ve beyinlerimiz yakışıyor, asıl önemli olan o ;)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

darkolivee, aslında hepimizin sağımızda solumuzda böyle cennetler var ama farkında değiliz. Koşturmacadan biraz kafamızı kaldırınca bulunuyor ;)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Yazdan Kalan, aynen, dizi dizi ♥ En önemlisi de o değil mi, anılar ;)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Persephone, çatlama cancağızım, kap sevdiklerini koş :))

Her zamanki gibi güzel yorumun ve beğenin için çok teşekkür ederim ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Kelebenk, düşünceni duymuş, yazmışım yani :)) Gerçekten güzel oldu, keyfimiz yerine geldi biraz ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Havva Peynirci, çok teşekkürler ♥ Öyle keyifle gezdik ki; keyifle fotoğraf çektik, keyifle gülümsedik, ondandır ;)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Havva Peynirci, çok teşekkürler ♥ Öyle keyifle gezdik ki; keyifle fotoğraf çektik, keyifle gülümsedik, ondandır ;)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Müjde Dural, Atatürk'ün ismini taşıyan her şey ve yer gibi burası da çok güzeldi ♥ Arboretum hakikaten çok fena bir kelime... Biz de arada söylerken tekliyoruz ;) İnternette araştırınca "Atatürk Canlı Ağaç Müzesi" diye de geçiyor bloglarda ve kişisel yazılarda. Bahçe diyelim, olsun bitsin, çok doğru ;) Sevgiler ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

xCoach Incompréhensible, gezdik, gördük, bayıldık hatta ;)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Gokkusagi Dosyasi, yer şüphesiz çok güzel ama yazıyı da beğenmen çok mutlu etti beni, teşekkürler ♥