23 Nisan 2014 Çarşamba

Dizi ve Filmlerdeki "Günün Saatleri" Sorunu

Daha önceki yazılarımı takip etmiş kişiler bilirler, Kızlı Erkekli olarak, pek Türk dizisi izleyemiyoruz (çoook uzun sürüyor, sıkılıyoruz). Film deseniz de farklı ülkelerin yabancı filmlerini tercih ediyoruz. 

Pazar sabahı kargalarla beraber kalkmışım, eşim ise hala tatlı uykusunda. Bir yandan biraz Youtube videolarına bakıyorum. Hadi dedim biraz da televizyona bakayım, Pazar sabahı bu vakitte ne varmış... Kanallar arasında gezerken gözüm takıldı Fox'ta "Sana Bir Sır Vereceğim" diye bir diziye. Adını bile ilk defa gördüm, hakkında hiçbir bilgim yok. Hani insanın gözü takılır, izlemeye başlar ya, işte öyle oldu :) Bakıyorum, bakıyorum... Dizinin yapımcılarının, saatlerle ilgili problemi var bence... Neden mi...

Dizideki aile haftaiçi bir sabah kalkıyor, hava günlük güneşlik. Kahvaltı sofrası aile bireyleri tarafından kurulmuş, ailenin babası ise takım elbisesini giymiş ve hazırlanmış bir şekilde domates doğruyor. Anne ise diyor ki "Kahvaltı hazır mı? Ben de çocukları uyandırayım." Bu sırada anne de giyinmiş, saç-baş ve makyajıyla tam hazır... Çocuklar uyandırılıyor, hazırlanıyorlar (şimdi hatırlamıyorum ama galiba 2 ya da 3 çocuk var)... Çocuklar neden sonra aşağıya iniyorlar, birisi kahvaltı etmeyeceğini söyleyip, okula gitmek üzere evden çıkıyor. Kalan aile bireyleri mükellef "haftaiçi" kahvaltılarına oturuyorlar, sohbetli muhabbetli bir şekilde keyifle kahvaltılarını ediyorlar. Kahvaltı bitince kalan çocuk okula, anne ve baba da işe gitmek üzere evden dağılıyorlar.

Bu anlattığım sahneyi düşünün... O saatte hava nasıl o kadar aydınlık? Bu insanların işleri, çocukların okulları saat kaçta başlıyor? Böyle mükellef kahvaltıları hazırlamak için kaçta kalkıyorlar ve hazırlanıyorlar? Evlerinin alt katında mı çalıyorlar? O çocuklar, kahvaltı hazırlandıktan sonra uyandırılarak, nasıl okula yetişiyorlar?

Hikaye burada da bitmiyor. Günün sonunda çocuklar tam gün olan okullarından çıkıyorlar ve eve gidiyorlar. Çocuklardan birisinin doğum gününü kutlamak üzere evlerinin yakınındaki bir göl kenarında parti düzenleniyormuş. Çocuklar okuldan çıkıp eve gittiklerinde anne ve babaları evde, sabahki kıyafetlerini değiştirmişler, giyinip süslenmişler. Eş zamanlı olarak da arabaya süslemeler, pastalar, türlü türlü yemekler yükleniyor. Çocuklar odalarında üstlerini değiştiriyorlar ve hepberaber arabaya binip partinin olacağı göl kenarına gidiyorlar. Sonraki sahnede bir anda tüm mekan süslenmiş, yemekler hazırlanmış, bir sürü başka çocuklar mekana gelmişler. Hava nasıl? Işıl ışıl aydınlık! Bir parti, bir parti, günlerini gün ediyorlar...

Bu anlatığım sahneyi de düşünün... Anne ve baba nasıl bir işte çalışıyorlar? Kaçta işe gidip, kaçta işten geliyorlar? Ortalıkta bir yardımcı hanım yokken, bu hazırlıkları nasıl yapıyor? Eş zamanlı olarak eve gelip, nasıl böyle şık şık hazırlanıyorlar? Çocuklar deseniz... Bu çocukların ödevi, çalışması gereken sınavları falan yok mu? Göl kenarına gittiklerinde hiç bir süs yokken, bir sonraki sahnede nasıl oluyor da bir anda süslü bir mekan ortaya çıkıyor? Bu çocuklar parti derdine düşüyorlar ama ertesi gün okula nasıl gidecekler?

Bu hikayeyi uzun uzun anlatmam bazılarınızı sıkmış olabilir ama ben çok önemsiyorum... Bu senaryo yazarları, yapımcılar mı salak, yoksa bizi mi salak yerine koyuyorlar? Eğer bu konu tamamen  yazarların hatasıysa, nasıl kovulmuyorlar? Ben işimi bu kadar hatalı yapsam, haftasına kovarlar beni... Yahut da bize aslında var olmayan bir dünyayı mı öğretmek istiyorlar? Bunun sonucunda daha umutsuz, daha mutsuz oluyoruz. Sonuçta ne kadar çalışıp didinsek de işe gitmeden önce ışıl ışıl güneş altındaki evimizde öyle bir kahvaltı edip, sohbetin dibine vuramayacağız...

Bu yanıltma durumu sadece bu diziye özel değil aslında. Tüm dizilerde, filmlerde ve reklamlarda mevcut. Sinirime dokunuyor... Günler şu zamanda ne kadar uzamış olsa da biz sabah karanlıkta kalkıyoruz ve yolda tost yiyoruz. Hiç de öyle günlük güneşlik, keyifli sofralarımız yok...

22 yorum:

Hazel Çelik dedi ki...

bizi salak yerine koydukları uzun uzun bakıştıkları için bende Türk yapımlarını izlemiyorum maalesef...

insanyavrusu dedi ki...

bize koyun demeye çalışıyolar işteeee

Müjde Dural dedi ki...

Çok güzel tespit etmişsin, aynen katılıyorum, bizi salak sanıyorlar...biliyor musun ben de senaryo yazıyorum tabii ÜNLÜ olmadığım için kimse yüzüne bakmıyor yazdığım hikayelerin- o yüzden bu sektörü iyi biliyorum, şimdi BİRKAÇ DEMİRBAŞ YAZAR var, çeşmenin başını tutmuşlar, aynı dönemde 3 ayrı dizi yazıyorlar! Tabii her hafta her hafta olacağı senin yazdığın gibi abuksabukluklar! Ve diziler birbirine o kadar benziyor ki, bir dizide adam mesela dna testi için doktora rüşvet vereceğini daha o sahne gelmeden anladım ve dizinin facebook sayfasına yazdım, ama benim mesajım yayınlandıktan 2-3 sahne sonra tahmin ettiğim gibi doktora rüşvet sahnesi geldi!!! :)))kanıksanmış, bildik hikayeler!...senaryo yazarları dışarıdan kimsenin içeri girmesini istemiyorlar çünkü büyük paralar dönüyor, dizi başına dünya para alıyorlar! köşeyi dönüyorlar yani..o yüzden istiyorlar ki, hep onlar yazsın, hep onlar kazansın, yapımcalar da hep AYNI ALIŞILMIŞ ünlü olmuş yazarları tercih ediyorlar kimse adı sanı duyulmamış birine senaryo yazdırma riskini almıyor ve bu işler tanıdık-eş dost ahbap sayesinde oluyor...:(
yoksa ver senaryonu sekretere atsın çöpe...ha bu arada okuyup içlerindeki kimi şeyleri aynen kopya da ediyorlar:)

sevgiler

Meltem dedi ki...

İşte bu yüzden izlediklerime ve çocuklarımın izlediklerine dikkat etmeye çalışıyorum ve elimden geldiğince bu konuda seçici davranıyorum.

Emrah Özdemir dedi ki...

Senarist demi suç yoksa yayınlayan kanalda mı?( kanalda bence suç :D) . Bende şimdi duydum dizinin adını . Bizim diziler harbiden niye bu kadar uzun yahu. Anlattıklarının hepsine katılıyorum.Emeğine sağlık.

Havva Peynirci dedi ki...

seni okuyunca dedim ki
artık tv izlemememin nedeni bu muydu acaba?
ben yerli yabancı hiç bişi seyretmiyorum,bu davranışım elbette bu salakların davranışını değiştirmiyor.kendilerine yeni salaklar aramaya devam ediyorlar.işin ilginci buluyorlar da!

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Hazel Çelik, değil mi... tam o bakışmalar... öldürüyor insanı...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

insanyavrusu, ne versek izliyorlar nasılsa mantığı yani... çok haklısın...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Müjde Dural, dışarıda olan birisi için o kadar şaşırtıcı ki yazdıkların... hele aynı anda birden fazla dizi yazıyor olmalarına çok şaşırdım... hepsi çok sıradan, çok aynı, beklendik... çok doğrusun...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Meltem, ne kadar doğru bir yorum olmuş... Çok teşekkürler... Hele de dediğin gibi çocukların izledikleri çok daha önemli... Bizler doğruyu yanlışı ayırabilirken, çocuklar ise izledikleri her şeyi sünger gibi emiyorlar, beyinlerinin köşelerine alıyorlar... Onların sağlıklı gelişimi için çok çok önemlidir bence de...

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Emrah Özdemir, kesinlikle, kanaldadır... Büyük ihtimalle kanal böyle istiyordur, aksi çok zor...

Uzunluk konusunda ise yorumum tek kelime, inanılmaz :) Ben izlerken sıkılıyorum, nefret ediyorum ama bir de bunu haftanın 7 günü çeken ve oynayanlar var :/

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Havva Peynirci, bence tam da nedeni budur... Aklı yerinde olan, bir hayatı olan insanların bu dizileri ciddiye alıp izleyeceklerini zannetmiyorum... Bu satırları yazarken bile aklımdan geçti, söylediğin gibi, buluyorlar da :/

Emel Sevren Pınar dedi ki...

Uzun zamandır TV seyretmiyorum. Bizim evde kimse seyretmiyor. Çok eskiden survivor seyrederdim, şbu sene onada hiç bakmadım. hele yerli dizilere tahammülüm yok. Dizi yi bırak, yemek yapma ve dekorasyon ile ilgili programlara bile bakamıyorum. evim şahane diye bir evi baştan yaratan bir program vardı, geçen yıl. Hala var mı bilmiyorum. Sunucu ve programı hazırlayan adam İç mimar MIŞ!
Aman yarabbi, seçtiklerine, yaktıklarına baktıkça, mimarlık okumadığım için şükredesim geldi. Sonra bir yemek programı! Kadın elinde glovmed eldiven, ağzı maske ile kapalı. Sanırısın birazdan ameliyata girecek. Ya da insanlık adına laboratuvarda bir bilinmeyenin keşfinde. O ne saçmalıklar, o ne yapmacıklar. Bizden bir jamie oliver çıkmaz tabi, aslına bakarsan bu kadar kasılmadan sonra, bizden bir .... olmaz afedersin!
Seyretme ve sinirlerini sağlam tut. Bu kadar.
Öperim, kaçarım.

Burcu dedi ki...

kesinlikle sana katılıyorum canım...bu senaryolar gerçek dışı ve bu yüzden o dizilerdeki gibi güllük gülistanlık hayat yaşayamayan bizleri mutsuz etmekten başka bir işe yaramıyorlar...eskiden bir kaç dizi izlerdim, izlerken de hep sorgulardım bu niye böyle, şimdi bu nasıl oldu, ama çok saçma falan diye, eşim de dizi bu aşkım derdi...şimdi izlemiyorum artık, boşa vakit kaybı...en iyisi kitap :))

Kahve Tadında dedi ki...

Eskiden bi duygusu anlamı vardı dizilerin, artık hepsi göz boyama. Çok abartılı çok saçma. Bende dizi izlemiyorum, arada yabancı filmlere takılıyoruz yada sinemaya gidiyoruz. Bağımlısı olan da çok ama dizilerin, bunu da es geçmemek lazım. Adamlar senaryodan çok izlenme oranlarına göre gidişatı belirliyorlar sanki. En iyisi izlememek ve hiç moral bozmamak :)
Sevgiler :)

Esra dedi ki...

Televizyon izlemiyorum, dizi izlemiyorum ve bunun içinde pişman değilim. Senaryolar aynı, tarzlar aynı, klişe şeyler hepsi ve boşa geçen bir zaman dilimi.
İnternetten yabancı dizi izliyorum ve büyük bir zevkle devam ediyorum. Merak uyandırıyor çünkü. Adamlar işi biliyor, bizimkiler taklit etmeyi bile beceremiyor malesef.

Dördüncü Tekil Şahıs dedi ki...

Bizi salak yerine koyduklarına inanıyorum ben. O yüzden ben de hiç dizi izlemiyorum. Hatta evdekiler açmasa televizyon denen şeyin varlığını yokluğunu hissetmiyorum :)
Bir de cidden insanları o dizilerdeki hayatın gerçekliğine inandırmaya çalışıyorlar. Bunlarınki hayatsa bizimki ne :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Emel Sevren Pınar, ne güzel örneklemişsin :)) O söylediğin sahte mimarın programını ben debiliyorum, denk gelmiştim bir seferinde... İyi ki mimarlık okumamışsın, biz seni böyle seviyoruz. Okuyup da o adam gibi olsaydın, sevemeyebilirdik ;)

Yemek programları ise aynen, sanki deney yapacak. Digitürk'te Turkmax Gurme iyi gidiyor gibi... Aralarında zeki ve çevik ahçılar var, bakmanı tavsiye ederim ;)

Dip Not: Sanırım blog sahipleri olarak hiçbirimiz televizyon seyretmiyoruz. Demek ki neymiş, okumak ve yazmak olunca, şarlatan programlarına gerek kalmıyormuş ;)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Burcu, değil mi, eskiden biz de tüm Türkiye gibi belli başlı dizileri izledik... Sanki daha mı güzeldi o zamanlar ya da biz mi değiştik, geliştik acaba?

Kesinlikle, kitap, belgesel, blog, gezi, sevdiklerin ve kedilerin... Bence hayat budur :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Kahve Tadında, bağımlısı çok, dediğin gibi. İnternette çok gezdi videosu, bir teyzem anlatıyor "şehzade Mustafa dizide nasıl öldürülmüş"... Yaklaşık 20 dakika anlatıyor, anlatırken yaşıyor, ağılıyor, sinirleniyor...

Çok doğru, göz ucuyla bile olsa takılınca zarar ;) Sevgiler ♥

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Esra , aynen canım zaman kaybı... Bu sıkışık zamanlarımızda boş işlerle geçen dakikalara gerek yok...

Yabancı dizi olayı çok keyifli. Çerez niyetine 35-45 dakika arasında süreler, merak uyandıran senaryolar... Arada bir-iki bölüm izlemek çok kyifli ;)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Dördüncü Tekil Şahıs, çook iyi yapıyorsun... Heem bunların hayatının yanında bizimki ağır sefalet kalıyor :)